Sâye

Sâye
@SayeiCuyende
Avrupa ve Amerika'nın müdahaleleri sayesinde Osmanlı hükümetinin Siyonistlerin Filistin'e yerleşmelerini ve orada koloni kurmalarını engellemek üzere aldıkları tedbirleri uygulamak mümkün olmuyordu. Ne zaman bir Musevi Hayfa, Yafa ya da Beyrut limanından Osmanlı tarafından geri çevrilse, derhal bir dilekçe ya da bir arkadaşının aracılığıyla yurttaşı olduğu devletin en yakın temsilciliğine başvuruyordu. Haberi alan konsolos, durumu İstanbul'daki elçisine bildiriyor ve elçi Babıâli' ye şikayette bulunuyordu. Eğer İstanbul hükümeti, yabancı elçinin başvurusuna olumlu cevap vermezse o zaman elçi durumu ülkesine bildiriyor ve Dışişleri Bakanlığı ültimatom kadar sert bir notayla Babıâli' yi ikaz ediyor, yurttaşlarının kapitülasyonlarla güvence altına alınmış haklarının bir an önce tanınmasını istiyordu. Bu durum karşısın da Osmanlı hükümeti ısrar ediyor, ancak yasakları o seferlik geçersiz addetmek zorunda kalıyordu. Böylece, Babıâli, Kudüs Mutasarrıfı ya da Beyrut valisiyle yazışarak notayı veren devletin yurttaşlarına güçlük çıkarılmamasını tebliğ ediyordu.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Reklam
Bundan önce de belirtildiği gibi, Osmanlıların İmparatorluğu bünyesine yerleştirilmiş bu unsurlar, Avrupalılar için Doğu'daki çıkarlarının bekçileri, dış siyasetlerinin ileri karakollarıydı. Batı, bu unsurlar sayesinde Osmanlı İmparatorluğu' ndaki nüfuzunu geliştiriyor, tesir sahasını genişletiyor ve onların can ve mal güvenliğini bahane ederek Osmanlıların içişlerine karışıyordu.
Sayfa 134·Kitabı okudu
Eğer Siyonistler, Osmanlıların tüm çabalarına rağmen, Arz- ı Mevud' a girebilmiş ve orada İsrail Devleti' nin çekirdeğini oluşturacak Yahudi kolonilerini kurabilmişse bunun nedeni Avrupa ve Amerika'nın Siyonistler lehine Türkiye' ye müdahale etmeleri ve siyasal nüfuzlarını kullanarak Osmanlı hükümetinin uyguladığı kısıtlama ve yasakları birer birer ortadan kaldırarak Siyonistlerin işini kolaylaştırmalarıdır. Büyük Güçler' in Siyonistler teşvik ve himaye etmelerinin sebepleri çeşitlidir.
Sayfa 129·Kitabı okudu
Osmanlı hariciyelerinin temasa geçtiği diğer bir grup, Musevilerdi. Siyonizm'in dünya üzerindeki tüm Musevi toplumları tarafından benimsendiğini ya da başka bir deyişle her Musevi' nin Siyonist olduğunu iddia etmek yanlıştır. "Ortodoks" ya da dindar Museviler, Siyonizm'e en az Osmanlılar kadar karşıydılar. Eğer Siyonizm, Yahudilerin Filistin'de yeniden iskan edilmeleri ise Ortodokslar buna karşı değildi; bu düş her dindar Musevi' nin kalbin de zaten yatıyordu. Fakat bir farkla ki Ortodokslar bu düşün insanlar tarafından değil de Mesih' in dirilmesi ve onlara Filistin'e kadar rehberlik etmesiyle gerçekleşeceğine inanıyorlardı. Bu nedenle Dr. Herzl, bir Mesih olamazdı; o bir şarlatan olmalıydı. Kul kısmının dinin tekelinde olan birtakım işlere karışması doğru değildi. Dindar Musevilerden başka " Reformcu" Museviler de Siyonizm'e karşıydılar. Reformcu Museviler, Yahudiliğin sadece bir din olduğunu ve Yahudilerin Filistin'de ulus olarak yeniden iskan edilmeleri yerine bağrında yaşadıkları ulusların kültürü içinde eriyip onlardan biri olmamaları gerektiğinde inanıyorlardı. Siyonizm, eğer amacına ulaşır da Filistin'de bir Yahudi Devleti kurulursa Musevilere ev sahipliği yapan bazı devletler Musevi yurttaşlarından - onların da bir vatanı olduğu gerekçesiyle - ülkelerini terk etmelerini isteyebilirlerdi. Bu da Batı'daki Reformcu Musevilerin rahatlarını kaçırıp sosyal konum ve servetlerini geride bırakarak azgelişmiş bir ülke olan Filistin'e görmelerine neden olabilirdi.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Araplar yüzyıllardan beri Filistin'de Doğu Musevileriyle beraber yaşamışlardır. Filistin'de yaşayan adeta Araplaşmış olan bu Museviler "Sefardim" soyundandır. Avrupa'daki dindaşlarına ise " Eşkenazi" adı verilir. Bu vesileyle şunu belirtmek gerekir ki Filistin'deki Yahudi aleyhtarlığı Sefardim cemiyetlerine değil Siyonistlere ya da Avrupa'dan göçen Eşkenazilere karşı bir harekettir.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Reklam