“Ama insan bu kadar cesareti nereden buluyor, kendi türüne karşı bu kadar güveni nasıl besliyor? Bu kadar inancı insana verebilecek dünyada pek az şey var.”
“..benim için yaşantı, şu altımdan akıp giden yol gibidir ve yaşam benim için sadece bizimkilerin ne zaman acıkıp domuz kemiklerini isteyecekleridir...”
“Ama nasıl başlarsın?
Bir öfke, binlerce düş; bütün bunlar biziz... Bu toprak, bu kızıl toprak biziz; sel yılları, toz yılları, kuraklık yılları, hepsi de bizleriz.
Biz yeniden başlayamayız.
Eskiciye dertlerimizi, ahlarımızı sattık., hepsini satın aldı, ama daha içimizde duruyor; toprak sahipleri bizi kovdukları zaman, bu kovulan insanlar bizdik. Traktör evi yıkmadı, bizi yıktı... Yaşadığımız süre yıkık kalacağız...
Her birimiz acılarımızla birlikte yürüyen, acılardan oluşmuş bir geçit töreninin başında giden davuluz... Ve bir gün bu ıstırap ordusu aynı yönde yürüyecek. Hep birlikte yürüyecek ve bu yürüyüşten korkunç bir terör doğacak.”
“Her halde güzel iş Tom, şeftali toplamak!.. Bir tane bile yemek yasak olsa, yine bir iki çürük şeftali aşırırız. Sonra da ağaçların altında, gölgede çalışmak ne güzel şey. Bu kadar güzel oluşu gözümü korkutuyor. İnanmıyorum. Bu kadar iyi şeyden korkarım.”