Ege B

Snelman, bu sabır ve tahammül ibadetinden nefret ediyor ve her iki tarafa da kızıyordu. Öncelikle, bütün özgürlükleri, mutlulukları ve zenginlik­leri kendisi için isteyen ama halka ise en büyük sefalet ve mahrumiyetlere karşı tahammül etmeyi tavsiye eden burjuva­lara ve seçkinci devlete kızıyordu. Sonra da kendisine dayatı­lan bu mecburiyete tahammül ettiğinden dolayı halka kızı­yordu. Halkın düşünce uyuşukluğuna, maddî ve manevî se­falete, hukuksuzlara ve safehate alışmış olmasına kızıyordu.
Reklam
“Halk sarhoştur, tembeldir, çalışmak istemez. Kabadır, açgözlüdür, kavgacıdır, öfkelidir, söz anlamaz...” Ama hemen ardından da eklerler: “Milletimiz ne kadar büyük olduğunu sabır ve tahammül­le göstermiştir. Aç kalır, soğuktan donar, pislik ve yokluk içinde yaşar; ama asla şikâyet etmez, bunlara katlanmasını bi­lir.”
_ Kanunsuzluğun en büyük öğreticisi kimlerdir, bilir mi­siniz? Sorusunu yine kendi cevapladı: _ Memurların ta kendisidir. Yasayı uygulamakla yükümlü olanlardır. Halka, yasalara itaat etmenin yollarını ve çareleri­ni memur öğretir.
Yöneticiler iyi veya kötü olsunlar, kahraman veya zalim ol­sunlar, onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdırlar. Onlar, milli ruhun birer kopyasıdır, halk kitlesinin içinden doğmuştur. Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlar gibi­dir. İşte bu nedenledir ki eskiden beri “Her millet, layık ol­duğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur.” denilmiş­tir.
Eğer halka güvenmeyip de Rusya’da olduğu gibi biletçi ve­ya kontrolcü kullanmak isterseniz, kontrolcuları da kontrol et­mek gerekir. Biz kontrolcüye değil, halkımıza inanırız, insana inanırız.
Reklam