'Sevdiklerimiz asla ölmez.'
Omai yıllar önce böyle demişti.
Haklıydı da. Ölmüyorlar. Tamamen değil. Hep içinizde yaşadıkları gibi, zihninizde de yaşamaya devam ediyorlar. Ateşlerini canlı tutuyorsunuz. Onları yeterince iyi hatırlıyorsanız uzun zaman önce sönmüş yıldızların parıltısının bilinmeyen sulardaki gemilere rehberlik edişi misali size yol göstermeye devam ediyorlar. Yaslarını tutmayı bırakıp onları dinlemeye başlarsanız hayatınızı değiştirme gücüne hâlâ sahipler.
Kısacası, kurtuluşunuz olabilirler.
Yılda otuz bin sterlin kazanan kendini yoksul hissediyor. Yalnızca on ülke görmüşsek, kendimizi yeteri kadar seyahat etmemiş gibi hissediyoruz. Tek bir kırışığımız olduğunda, yaşlı hissediyoruz kendimizi. Resmimiz fotoşoplanmamış ya da filtrelenmemişse çirkin hissediyoruz.
1600'lerde tanıdıklarım arasında içindeki trilyoneri bulmak isteyen yoktu. Onların tek istediği ergenlik dönemine kadar yaşamak ve bitlenmemekti.
Newton'ın üçüncü hareket yasası. Etki tepkiyi yaratır. Bir şeyler olmaya başladığında, başka şeyler de olmaya başlar. Ama bazen neyin niçin olduğunun -neden bütün otobüslerin aynı anda geldiğinin, hayattaki şansların ve acıların neden üst üste geldiğinin- bir açıklaması yoktur. Tek yapabileceğimiz, örüntüyü, ritmi gözlemlemek ve yaşamaktır.