Bir hayatım daha olsa, korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu boşluğa, dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha.
Koca bir dünyayı değiştiremeyeceğim aşikardı; fakat, "Herkes kendi kalbinin tortusunu süpürse, belki o zaman" deyip, kendi dünyamı değiştirmeye bile çalışmamıştım.
Suçluluk illeti, işlediğim suçlardan çok daha fazla zorlaştırdı hayatımı. Çünkü suç saklansa da, suçluluk kalır. Yastığın üzerinde uykusuzluk lekesi, kalpte kimliği meçhul ağrı, kursakta bekleyen taş gibi kalır.