Dudaklarim Menelaos'un vücudu üzerinde hizla geziniyor, bugüne kadar hic hissetmedikleri icten bir sehvetle onu adeta yiyordu. Menelaos inliyor, kivraniyordu;vücudum üzerinde kayarken ellerim onu oksuyor, dudaklarim kulagina duygulu sözleri fisildiyordu. "Menelaos..."
Meleneos'un gitmesi gerekiyordu. Baska ne yapabilirdi? Girit'in uzun soluklu dostlugunu unutmak ve yası görmezden gelmek mi?henüz birkac ay önce Kral, ona ne kadar muhtesem hesiyeler gönderrmisti.
Ne oldugumu, ne olmam gerektigini her gün biraz daha unutuyordum. Sonunda kader bana nasil bşr hediye layik görecekti.?
Bana umudu siyah yelkenlerle gelen bir gemi getirdi. Atli haberciler sessiz Peloponnes'e acilarini haykirarak sarayin avlusundan iceri girdiler. Kral ölmüstü.
Sesim dümdüz renksiz cikmisti. Öfkesi sarhoslarin alisilagelmis öfkesiydi. Temiz kalpli ben... Bu yüzden sirtimi dönmeye devam ettim ve ensemde biten tokatini görmedim. Bir itis ve kendimi yerde buldum. Canim yaniyordu vücuduma sarilmis carsaf beni engelliyor, hareket etmeme imkan vermiyordu. Kendimi yerden kaldiramadan o yanima gelmisti. Ne kendimi koruyabilecegim ne de arkasina saklanabilecegim bir sey vardi. Sadece atilan yumruklar.
Bitirdiginde arkasina bakmadan cekmeden gitti. Duvarin yaninda cignenmis o yigin kalmisti. Onu yerden toparlamak kölelere düsecekti.
Elimi karnima koydum ve iste orada, avucumun altinda, onu hissettim. Yumusak bir segirme. Cok cabuktu, tahmin etmem gerekirdi ama biliyordum. Akhilleus gitmemisti. Gülümsemek istedim, ama havada bir hüzün vardi. Asili kalmis bir cesit melenkoli. Büyü kücük Akhilleus, diye mirildandim karnima, büyü ve Sparta'yi yönetmeye gel.