Gözyaşlarının Coğrafyası: Gazze
Bu dünyanın karanlığı her geçen gün daha da koyulaşıyor. Zalimler daha pervasız, mazlumlar daha sahipsiz. Her gün biraz daha kan kokuyor toprak, biraz daha ağırlaşıyor gökyüzü. Gazze’de, Filistin’de bir çocuk daha öksüz kalıyor; annesinin elinden tutamadan göğe yükseliyor. Bir anne daha, evladının cansız bedenine sarılarak sabahlıyor. Gözyaşı, nehir olmuş akıyor İslam topraklarında… Ama dünya susuyor.
Müslümanlar, ne oldu size? Neredesiniz? Kör mü olduk, sağır mı kesildik? Yoksa kalplerimiz mi mühürlendi? Filistin’de bombalar patlarken, biz hangi diziyi izliyorduk? Bir çocuğun son nefesini verdiği an, biz hangi telefon bildirimine gülüyorduk? Hangi alışveriş merkezinde, hangi kahkahadaydık?
Zulmün karşısında susan dilsiz şeytan olmamak içindi imanımız. Ama şimdi şeytanlar bile bizim kadar sessiz değil. Biz ne ara bu hale geldik? Yoksa bu dünyada gerçekten Müslüman mı kalmadı?
Gazze’nin her taşında bir yetim ağlaması var. Her duvarda bir annenin çığlığı, her avluda yıkılmış bir evin, dağılmış bir hayatın izleri var. Ama umut, hâlâ direniyor o sokaklarda. Çünkü Filistin, sadece bir coğrafya değil; imanın, sabrın ve direnişin adıdır. Filistin, ümmetin aynasıdır. Orada yaşanan her acı, bizim kalbimize saplanan bir hançerdir aslında.
Ve işte tam da bu yüzden; susmayacağız. Seyirci kalmayacağız. Kardeşliğimizi, vicdanımızı, inancımızı yeniden kuşanacağız. Çünkü bu sessizliğe dur diyecek bir duruş var: Milli Görüş.
Milli Görüş, sadece siyasi bir hareket değil; ümmetin sesi, mazlumun umudu, zalime korkudur. Bu dava, merhametin ve adaletin davasıdır. Ve inanıyoruz ki Milli Görüş iktidarında, sadece Türkiye değil; Gazze de, Kudüs de, Şam da, Kahire de refaha kavuşacak. Çünkü bizim davamız sadece iktidar değil; bizim davamız, Allah’ın