Sinem

Düşünün, bir insanın celladına gülümsemesi, kendi yumuşaklığı ile onu yumuşatabileceğini sanması kadar gülünç, adi şey olur mu?
Sayfa 118·Kitabı okudu
Reklam
Zaten işkence nedir? İrademiz ve kafamız bizi küçültecek iş yapmadıkça, işkence sade bir fizyoloji meselesidir. Etleriniz, sinirlerimiz dayanabildikleri kadar dayanırlar. Sonra tabiat ne emrederse o olur. Ama ruhumuzu kamçılattırmamak elimizdedir.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Onlara hiçbir zaman kızamıyor, onlardan nefret etmiyor, sadece zavallılıklarına, daha doğrusu insanlığın bu kadar tiksinecek hale gelmesine acıyordum.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Cemiyet içinde aldıkları mevki ve vazifenin onlara verdiği şahsiyet, tabiatın şekil verdiği asıl benliklerini o kadar gölgelemiş, o kadar gerilere itmiş, boğmuştur ki, kendileri bile bu asil benliklerini aramaya kalksalar, herhalde içlerinde karanlık bir boşluk, bir kargaşalıktan başka bir şey bulamayacaklardır.
Sayfa 113·Kitabı okudu
Kalbimizin 40 derece ateşe kaç gün dayanabileceğini, böbreğimizin günün birinde taş yapıp yapmayacağını nasıl bilemezsek, söylenmemesi gereken bir hakikati veya bize zorla söylettirilmek istenen bir yalanı söylememek için ne kadar tazyike tahammül edebileceğimizi de ölçemeyiz. Kimisinde bu mukavemet ölüme kadar devam eder, kimisi ilk korkunun doğurduğu heyecanla yumuşayıverip cellatlarının elinde şekilsiz bir balmumuna döner...
Sayfa 113·Kitabı okudu
Reklam