Bazı kitaplar diyorlar ki felâketlerimiz, kendi hareketlerimizin cezasıdır. Yaşamasını bilsek, mesud oluruz. Birçok ızdıraplarımız, kendi kendimize uydurduğumuz bir kuruntudan ibarettir. Hep bize saadet vermek için etrafımızda bekleyen şeylerden çoğunun farkında olmayarak yaşıyoruz. Güneşin vücudumuza verdiği diriliği, suların tatlılığını, sabahların tazeliğini, akşamların rahatlığı ve sükûnunu, iki taze yumurtadan gelen hayatı, samimi dostlar arasında geçirilen tatlı bir sohbet saatini, bir musukî nağmesindeki vecdi, ev hayatının küçük küçük ama zengin sevinçlerini, başkalarına yardımdaki gönül huzurunu, kitapların zevki ve fikri hizmetlerini, ibadetin saf güzelliğini,memleket,insanlık,aile aşkını..istihfaf ederiz de,bize bir saniye zevkten sonra,uzun yorgunluklar,ıstıraplar bırakan fani hırsların peşinde koşarız.