Cem

Cem
@Scemk
Trajikomik Çelişkiler
Tilki Yayınları - Yazar
Kocaeli üniversitesi Mekatronik - Anadolu üniversitesi İşletme
İstanbul
50 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Ne kadar bilirsen bir o kadar, uzaklaşıyorsun sevdiğin tüm şeylerden. Rus yazar Dostoyevski’nin şu sözü beni çok etkilemiştir, “ her şeyi anlıyorum ve bu beni öldürecek… “ Buna karşılık, Cemal Süreyya, “ Bir gün Dostoyevski okudum, o gün bugündür huzurum yok...“ demesi ile beraber şunu düşünmeye başladım, bilgi gelirken mutluluk gidiyor. Gerçekleri görüp bilmezden gelip cahil rolü yapıp mutlu olmaya çalışıyoruz.
Sayfa 2·Kitabı okudu
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Trajikomik Çelişkiler
• İki yüzlü toplumda, politik dil kullananlar su gibi girdiği kabın şeklini alan kişilikler daha avantajlıdır
Trajikomik Çelişkiler
• Mutluluğu sahip olma güdüsü ve gösterişte arıyoruz sahtelikler içinde güveni arıyoruz. Güven dört yapraklı yonca , kolay kolay bulamıyoruz • Öylesine yavan bir yanılsama çıkmazındayız ki, kendimizi topluma beğendirme, ilgi çekme, arzulanma duygusuna kapılıyoruz. • Doyumsuz maymun iştahlı, elindekinin nankörü, elinde olmayanın hayranı, sürekli bir şeyleri tüketmeye endesklenmiş, bireylere dönüştük.
Sayfa 55 - Tilki yayinları·Kitabı okudu
Felsefe
Trajikomik Çelişkiler - S CEM KAVAK
Kötü olduğunu bildiğimiz huylarımızı inkar ederek, başka biriymiş gibi dışarıya yansıtmaya çalışıyoruz kendimizi. Gözlerimizin içine bakarak yalan söylüyoruz. Biz, buyuz böyleyiz hepsi bu kadar. Dobra insanı sevmeyiz, yalan söyleyerek onlara inanmış gibi yapana daha bir yakınlaşırız. Kurnazız işimize gelmeyen konularda bilmezliğe yatıp, çıkarımız söz konusu olduğunda kafamız zehir gibi çalışır. Kutuplaşmış vaziyetteyiz, fikirlere saygı duymuyoruz. Duymayı istediklerimize odaklanarak, bilinen dışında şeylerin söylenmesine katlanamıyoruz. Ezberlere ters gelen fikre, davranışlara düşmanlık ediyoruz. Topluma o kadar bağlıyız ki, toplumdan biraz düşünce farklılığına yöneldiğimizde, yabancılaşıyorsun. Ailen için de bu geçerli, onlardan farklı düşündüğünde seni ezberinde olan kalıba koymaya çalışırlar. Çoğunlukla davranışlarımız aynı. Farklı olanda zamanla aynılaşıyor. İnsanı telli çalgılara özdeştirip benzetirim. İki telimiz var, hangi tele dokunursan farklı ses duyarsın. Birinci telimiz ego maddi çıkarlarıdır, ikinci tel vicdanıdır, en gür sesin çıkması gereken telidir. İki tel arasında gidip geliyoruz. Bazen ikisine de aynı anda dokunup, sesleri karıştırarak arafta kalıyoruz. Vicdan telinin sesini hiç duymayanlar git gide artmakta. Güvensizlikten ve vicdansızlıktan dem vurmaktan başka bir işe yaramıyoruz. Kendimizi zerre değiştirmek çabasında değiliz. Tüm çelişkilerimizin altında yatan gerçek sebep, para ve güç hırsımız. Ego ve arzularına teslim olmuş, doyumsuzlukla yaşayan biri, mutluluğu bulacağını sanıyorsa, büyük bir yanılsama çıkmazına girer. İnsan çok değişik bir yapıya sahip varlıktır. Aslına bakacak olursak, birçok hayvanın özelliğini barındırıyor. Bukalemun gibi değişken akbaba gibi leş yiyici, kartal gibi yırtıcı, tavuk kadar korkak, yılan gibi
1000Kitap