"İnsanlar görünmez bir Tanrı'ya inanırlar, hep inandılar. Binlerce yıldan beri biçim biçim tanrılara inanıyorlar. Ama o inandıkları Tanrı'yı yeryüzünde aramaktan da vazgeçmezler, iki tür insana tapınır insanlık; yaratanlara ve yok edenlere. İkisi de her dinde tanrının vazgeçilmez özelliğidir. Bak ansiklopedilere yaratıcılar yani sanatçılar ve ilim adamları ile yok edenler yani krallar, padişahlar, komutanlar... Dünyadan gelip geçen kalabalığın içinden geriye kalanlar yüceltilenler bunlar ne yazık ki, yok edenler her zaman yaratanlardan daha kalabalıklar ve daha fazla hürmet görürler. İnsanlar korkar, insanlar her şeyden korkar; hayattan, ölümden, acıdan, sıkıntıdan fırtınadan, zelzeleden, selden, istikbalden, sudan, ateşten, sığınacakları yaşayan tanrılar arıyorlar. Yok edenler şiddetleri ve büyük kudretleri ile tanrıya daha çok benzedikleri için en çok onlara tapınır, en çok onların peşinden gider, ölümden korkarken onlar için ölürler. İnsanlar budaladır, oğlum. İnsanlık dediğin alçaklarla budalalardan ibaret bu tablo çok zavallı burayı yaratan bundan utanmış olacak ki araya birkaç tane parlak adam serpiştirilmiş. Resim yapıyorlar, yazı yazıyorlar, sesleri müziğe dönüştürüyorlar, tabiatın sırlarını çözüyorlar. Bunlar insanlığın mücevherleri, geriye kalan hazin bir çaresizlik."