Tasarımcı:
Hamdi Akçay
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 34 dk.
Sayfa Sayısı:
408
Basım Tarihi:
Kasım 2025
Yayınevi:
Everest Yayınları
ISBN:
9786253695330
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·408 syf.··
2025 93. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 11:17
Yazarla ilk kez tanıştım. Kitap başlangıçta ggüzel bir kurgu sunuyor olsa da ilerledikçe, özellikle tarihçi gözüyle rahatsız olduğum noktalar arttı. Roman, Ermeni hemşire Efronya’nın zorunlu göçe tabi tutulması, bu süreçte yaşadığı acılar ve sevgilisi Asker Ragıp’la birbirlerini bulma mücadelesi üzerine kurulmuş. Hikaye, savaşın ve ayrılığın yarattığı yıkımı duygusal bir dille aktarıyor. Gelelim beni rahatsız eden kısma… 1915 sürecine dair “Tehcir Kanunu” ve bu kararın neden, nasıl ve hangi şartlarda uygulandığı konusunda romanda oldukça tek taraflı bir anlatımla karşılaştım. Bu durum eserden uzaklaşmama sebep oldu; hatta bir an yarım bırakmayı bile düşündüm. Oysa bu konuya ilişkin çok sayıda belge var. Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı’nın en çetin döneminde bazı gerekçelerle belirli Ermeni nüfusu savaş bölgelerinden uzaklaştırma kararı almıştı. Bu süreçte elbette zorunlu göç, hastalık, açlık, eşkıya saldırıları ve savaş koşullarının kendiliğinden tetiklediği ağır kayıplar yaşandı. Fakat 1915 gibi çok yönlü ve hala tartışılan bir dönemi tek bir bakış açısından anlatmak bence doğru değil. Böyle tarihsel süreçleri anlamak için farklı belgeleri, uluslararası çalışmaları, Osmanlı arşivlerini ve birçok tarihçinin değerlendirmesini birlikte düşünmek gerekiyor. Romanda ise bu geniş tarihsel çerçevenin sadece belirli bir kısmı ele alınmış. Ermeni örgütlerinin eylemleri, dönemin karşılıklı çatışmaları ya da siyasi–askerî koşullar neredeyse hiç yer almıyor. Bu tek yönlü yaklaşım beni gerçekten rahatsız etti. Üstelik Çanakkale Savaşı’nın bile bana göre küçümseyici bir dille verilmesi hoşuma gitmedi. Bunlar tamamen benim görüşüm. Kısacası O Yıl, edebi açıdan akıcı olsa da tarihsel olarak böylesine geniş ve karmaşık bir dönemi tek taraflı ve duygusal bir çerçevede sunması
1000Kitap
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 00:05
Muazzam bir kitap daha. 1998 yılında Kılıç Yarası Gibi kitabıyla başlayan hikaye devamında 1999 yılında İsyan Günlerinde Aşk sonrasın da Ölmek Kolaydır Sevmekten kitabıyla Ahmet Altan kendine hayran bırakmıştı. ve bu son kitabıyla birlikte hikayeyi taçlandırdı. osmanlı’nın çöküş dönemini anlatan bu seriyi herkes okumalı.
Alıntı
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2025 108. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 00:43
Kitabın arka kapak yazısını okuduğumda, gerçekten de çok etkileyici bir eserle karşılaşacağımı düşünmüştüm. Konunun Çanakkale Savaşı olması ise heyecanımı ve beklentimi katbekat artırmıştı. Nitekim, hikaye belli bir sayfaya kadar bu beklentiyi karşılıyordu, ancak sonrasında gelişen olaylar büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Canım Derya Kurt Güllük ile beraber okuduk. Hatta yarıda bırakmayı düşünmemize rağmen, olayı tam anlamıyla kavramak ve sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek adına kitabı sonuna kadar okumaya karar verdik. Gelgelelim, eserin ilerleyen sayfalarında, ne yazık ki milletimizi yerden yere vurmayı seven ve konuları tek taraflı bir bakış açısıyla saptırarak anlatmaya bayılan bir zihniyetle karşılaştım. Kitabın merkezine aldığı konu, bildiğimiz gibi, Ermeni Soykırımı iddialarıydı. Elbette, o döneme ait acı ve zorlukları inkâr etmek mümkün değil. Fakat asıl canımı sıkan, o dönemde en derin acıları ve zorlukları yaşayan kendi milletimizin, Türk ve Müslüman halkının yaşadıklarının neden hiç anlatılmadığı, yok sayıldığı oldu. Bizim çocuklarımız, kadınlarımız hiç mi işkence görmedi, zorluklar yaşamadı? Tarihin bu kadar tek yönlü aktarılması kabul edilemez. Bu eserin, ne yazık ki tek taraflı bir bakış açısıyla kaleme alındığını düşünüyorum. Keşke başladığı o umut dolu ve objektif çizgide devam edebilseydi. Maalesef öneri listemde değildir.
1000Kitap
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma
O YIL
Puan vermedi·408 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 18:04
Ahmet Altan'ın siyasî görüşlerine katılmıyorum, ancak yazarlığıını beğeniyorum. Bu nedenle O Yıl'ı biraz da Osmanlı'nın son dönemini, Çanakkale Zaferini ve Ermeni tehcirini irdelediği için okudum. Yazık ki daha önce okuduğum kitaplarındaki tadı alamadım. Biraz baştan savma gibi geldi. Özellikle Çanakkale'deki savaşlarda Mustafa Kemal'in rolünü neredeyse küçümsemiş. Ermeni tehcirini de siyasi görüşü nedeniyle soykırımı kanıtlamak istercesine abartmış da abartmış. Kısacası sevemedim bu Ahmet Altan'ı.
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma
10/10
·408 syf.··
2025 64. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 15:13
Bir imparatorluğun parçalara bölünmüş haritalarında baskı, zorbalıklar ve hikayeler içinde birbirini arayan aşıklar var bu eserde. Ahmet Altan’ın eşsiz kalemi Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde askeri alanda başarılı Ragıp Paşa Çanakkale Savaşı esnasında sevdiği Ermeni olduğu için sürgünlere yollanan Efronya ile birbirlerini arayışı anlatılıyor. Ermenilerin Halep’e doğru sürgün edilişinde yaşadıkları baskılar, zorluklar dönemin Ermeni politikası ve bu süreç içerisinde kaybolan hayatlar çarpıcı bir şekilde ele alınmış. Bazı yerlerde çok güzel dokunuşlar var tabi ki. Yezidiler, Osman,rus sevgili olarak spoi vermeden anahtar sözcükler olarak verebilirim değinildiğinde daha iyi yakalamak için. Sona doğru hiç odaklanmadan tamamen edebi anlatımın akışına kendinizi bırakabildiğiniz güzel bir işleyişle yazılmış. Birbirini arayan iki dünyadan öte kişiler üzerinden bir çok hayat ve dönemin koşulları da anlatılmış. Baştan sonra harika bir kitap. Kesinlikle okunmalı. Keyifli okumalar.
Edebiyat
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
"Tarih el feneri gibidir, nereye tutarsan orayı aydınlatır, gerisi karanlıkta kalır. Fenerin nereyi aydınlatacağına da feneri tutan el karar verir." 1998 Yunus Nadi Roman Armağanı alan serinin ilk kitabı Kılıç Yarası Gibi ardından da 2001 yılında çıkan İsyan Günlerinde Aşk kitabını çoğumuz o tarihler de okumuş, okumasak da yazarın en bilinen ve sevilen eserlerinden olduğunu biliriz. Peki bu iki kitabın Osmanlı Kuarteti adlı bir dörtlemenin ilk iki kitabı olduğunu biliyor muydunuz? Ben tesadüfen öğrendim ve üçüncü kitabının yıllardır okunmayı beklemekte olduğu için bu muhteşem seriyi tekrar ve bu yaşımda daha da etkilenerek okumaya başladım. Şimdiye kadar okuduğum en iyi dönem romanlarından biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Neden okumalısınız? Çünkü; serinin ilk kitabının ilk sayfasından itibaren ilmek ilmek işlenen bu gerçek olaylara dayanan kurgu kitabı tarihi olayların bilmediğimiz görünmeyen taraflarını tarafsız bir şekilde önümüze seriyor. Çünkü; karakterlerin asla siyah/beyaz olmadığı seri boyunca gelişim ve değişimlerine tanık olmak çok keyifliydi. Çünkü; bu unutulmayacak karakterlerin zekice ve onlarca altı çizilesi, sarsan diyaloglarını okumak benzersiz bir deneyim sunuyor. Kılıç Yarası Gibi ile 2. Meşrutiyetin ilanı, Osmanlının çöküşü, İttihat terakkinin doğuşu ile başlayan seri Çanakkale Savaşı, Ermeni tehciri, Enver Paşa, Talat Paşa, Mustafa Kemal Paşa gibi olayların ve karakterlerin işlendiği 1915 yılı dönemine ışık tutan O Yıl ise son kitaptır. Yazılanlara katılır/katılmazsınız ama savaşın halka getirdiği sefalet ya da tam tersi savaşla zenginleşen kesim, iktidar gücünün aslında nasıl zehirli olduğu, sevginin ve aşkın çeşitleri, unutulmayacak diyalog ve karakterleri (bildiğimiz hocalara hiç benzemeyen Şeyh Yusuf Efendi başta olmak üzere Albay
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2025 36. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 13:11
O Yıl Ahmet Altan 1915 Ermeni tehcirini anlatan çok güzel bir roman Dünyayı yoktan var eden bu Tanrı’yı yaratan bir başka Tanrı olsaydı, insanları böyle yarattığı için onu kendi cehenneminde yakardı Tarih el feneri gibidir, nereye tutarsan orayı aydınlatır. Gerisi karanlıkta kalır. Fenerin nereyi aydınlatacağına da feneri tutan el karar verir Bedeli ödeyen sen değilsen, bir bedel ödenmesini haklı bulmak alçaklıktır. Hayal senin ama hayal için ölen sen değilsin. Kendi hayalin için başkalarını öldürüyorsun, başkalarını sefalete mahkum ediyorsun. Tarih boyunca bütün katiller insanları böyle kandırdılar. Tarih bu katillerle bunlara inanan budalaların hikayesi aslında Siyasetten elbette sıkılıyorum. Siyaset, bana göre birkaç ihtiraslı canavarla, onların yaptıklarını konuşarak ömürlerini tüketen vasat insanların işi
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma
Puan vermedi·408 syf.·
2026 7. kitabı
Yıl 1915. Conkbayırı görkemli bir zafere hazırlanıyor. Herkes aynı soruyu soruyor birbirine: “Çanakkale’den haber var mı?” Toplumun bir hikâyesi olduğu gibi, yazgısı değişen her bireyin de yazılmaya değer bir hikâyesi var o günlerde... Ahmet Altan, sevdiğim yazarların basında geliyor,farklı konuları cesurca dile getırmesı bırde dilinin netliği okumayı kolaylaştıran bır seçenek dıye düşünüyorum okur için Gelelım kıtabımıza: "Ahmet Altan, O Yıl ’da, imparatorluğun her köşesinde ayrı bir ateşin yandığı günleri, çatışan fikirler, söylenemeyen cümleler, tutulamayan sözler üzerinden anlatıyor. Bir yanda iki kardeşin farklı uçlara savrulma hikâyesi, diğer yanda Türk subayı Ragıp ile sürgüne yollanan Ermeni hemşire Efronya’nın emirler, yollar, tren vagonları tarafından engellenen aşkı… yasamayan ınsanlatla konuşan” Osman’a, anlatılanları hem dinleme hem aktarma görevinin verildiği romanda, o çalkantılı dönemde yaşayanların zihnine girilerek çoksesli bir atmosfer yaratılıyor, tarihin girdaplı sayfaları bir kez de kurmaca evrende açılıyor." "Gerçekleri bu dünyadan göçenler biliyordu. Osman buna inanıyordu. “Hayatı ölülerden öğreneceksin... Yaşayanlar hayat hakkında bir şey bilmiyor çünkü,” demişti bir keresinde Efronya. Kapısına ailesinin hizmetkârlarından birinin bıraktığı konserveleri yiyerek, dedesinden kalan eski usul entarisiyle odalardan odalara dolaşarak yaşadığı bu ıssız konakta yalnızca hayatta oönaganlarla konuşuyordu. Hayattan, canlılardan, bugünden vazgeçmiş, daima ileriye gitmek zorunda olduğu söylenen zamanın hoyrat zorbalığından kurtulmuştu, istediği her şeyi görebildiği, bütün sırları çözebildiği geçmişin içinde zamana hükmederek dolaşıyordu." Küllüyatını tamamlamak için adımlıyorum Bir bakın pişman olmazsınız Buyurun O Yıl
Roman - Tarih - Edebiyat
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma
Savaş ve Aşk
9/10
·408 syf.·
2026 2. kitabı
Balkan harbi bitmiş, Rumeli bozgununu yaşamış bir imparatorluk tekrar tutunacak bir dal ararken yıllardır görmediği çatırtamayı içten içe yaşıyordu. Çanakkale zaferi bile buna engel olamamış, çok uluslu bir toplum içeriden bölünürken, koskoca imparatorluk küçük Asya'ya sıkışıp kalmıştı. Ellerinde kalan güney cephelerini de çok güvendikleri dinin kılıcı bile kurtaramayacaktı. Bir avuç azimli ve vatansever askerin çabalarını saray ve çevresindeki bürokrasi ne kadar destekleyecek ve gerçekleri görecekti. Savaşın gölgesinde sevdalar da vardı ve cepheden cepheye uçan gönül kuşları... Kitapla ve sağlıcakla kalın...
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma
10/10
··
Beğendi
Sayfalarına dokunmadığı, cümlelerini okumadığı, onun elinde eskimeyen kitaplar eksik gelir bana. Onun kokusu sinmeli yapraklara, ilk o okumalı cümleleri, ilk o şaşırmalı, sevinmeli, üzülmeli... Kitabın alıntıları onun dudaklarından dökülmeli, Mihrişah Sultan'a o hayat vermeli, ve beni öldürecek tetiği o çekmeli. Ahmet Altan'ın kitabı daha anlamlı olacaktır
Kadın
O YılAhmet Altan · Everest Yayınları · 2025351 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet AltanYazar · 23 kitap
1950 yılında Ankara'da doğdu. Annesi Kerime Altan, babası gazeteci Çetin Altan'dır. 1959 yılında ailecek İstanbul'a geldiler. Altan, ortaöğrenimini değişik okullarda devam etti. Bir süre Robert Kolej'e devam ettikten sonra Ankara Koleji'nde yatılı olarak okudu. Lise öğrenimini 1970 yılında İstanbul Kültür Koleji'nde tamamladı. 18 yaşında, lise öğrencisi iken evlendi. 1972 yılında bir kızı, 1980 yılında bir oğlu oldu. Bir süre Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ne devam etti. 1981 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu ve gazeteciliğe başladı. Gazetecilik yaşamı Gazeteciliğe Hürriyet gazetesinde gece muhabiri olarak başladı. Aynı gazetede şef muhabirliği, şeflik, dış haberler editörlüğü, köşe yazarlığı yaptı. Güneş, Milliyet ve Yeni Yüzyıl gazetelerinde uzun yıllar köşe yazarlığı yaptı. Milliyet gazetesinde çalıştığı dönemde, gazetede Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu kurgusal bir “Kürdiye” ülkesinden bahseden yazısı nedeniyle gazetedeki işine son verildi. 2007 yılında Taraf gazetesinin kurucusu olan Altan, Alev Er ile birlikte Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi. Daha sonra Er'in ayrılmasıyla gazetenin Genel Yayın Yönetmenliği görevini tek başına yürütmeye devam etti. Gazetenin "Kum Saati" adlı köşesinde, köşe yazarı olarak yazılar yazdı. Eylül 2008'de Ermeni Kırımı’nın kurbanlarına adadığı bir köşe yazısı nedeniyle Türklüğe hakaretle suçlandı. Taraf gazetesi 2009 yılında Leipzig Bankası Medya Vakfı tarafından verilen dünyanın prestijli basın ödüllerinden biri olan Özgürlük ve Medyanın Geleceği Ödülü'ne, 2011'de e Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından özgür ve adil bir dünya için çalışan, ilham ve umut ışığı kişilere verilen Hrant Dink Barış Ödülü'ne layık görüldü. Altan, Aralık 2012'de Yasemin Çongar ile birlikte Taraf gazetesindeki görevinden istifa etti. Taraf'taki yazılarına son vermesinin ardından 2015'e dek roman yazdı. 7 Ekim 2015'te gazeteciliğe geri döndü ve Haberdar'da yazmaya başladı. TV programcılığı Doksanlı yılların ortalarında Neşe Düzel ile birlikte Star TV'de Kırmızı Koltuk isimli tartışma programını hazırladı ve sundu. Romancılığı İlk edebî eseri "Paltolu Donkişot" adlı iki kişilik piyes idi. 1982 yılından itibaren romanlar ve deneme kitapları yayımladı. İlk romanı Dört Mevsim Sonbahar'da post modernist ögeleri kullandı ve romanın kendisini romanın konusu haline getiren üstkurmaca tarzı ile kaleme aldı. Bu romanı ile Akademi Kitabevi Roman Büyük Ödülü'ne değer görüldü. 1985 yılında ikinci romanı Sudaki İz yayımlandı. Çok satan ve çok eleştirilen bu roman, yayımlanmasından dokuz ay sonra müstehcenlikle suçlanarak toplatıldı. İki yıl süren yargılamadan sonra içindeki iki buçuk sayfalık bir bölümün müstehcen içerik olduğuna ve imhasına karar verildi. Kitap, müstehcen olduğuna karar verilen kısımları siyah bantla kapatılıp, mahkemenin sakıncalı bulduğu cümleleri içeren kararı da kitabın başına eklenerek yeniden yayımlandı. 1991'de üçüncü romanı Yalnızlığın Özel Tarihi yayımlandı. İlk romanında kullandığı üstkurmacanın çeşitli alt tekniklerini dördüncü romanı Tehlikeli Masallar'da uyguladı.[9] Bir türlü vazgeçilmeyen eski sevgilisiyle yeni bir sevgili arasında duyguları gidip gelen yalnız bir ini anlattığı bu roman, yılın en çok okunan romanlarından biri oldu. 1998 yılında yayımlanan beşinci romanı Kılıç Yarası Gibi, Yunus Nadi Roman Ödülü'ne değer görüldü. Kılıç Yarası Gibi'nin devamı sayılabilecek altıncı romanı İsyan Günlerinde Aşk, 2001 yılında yayımlandı. Bu iki romanda II. Abdülhamid dönemindeki yönetim anlayışına, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin faaliyetlerine geniş yer verdi. Bu romandan sonra "Kristal Denizaltı", "Ve Kırar Göğsüne Bastırırken" adlı deneme kitaplarını "Aldatmak" ve "En Uzun Gece" romanlarını yayımladı. Bir kadının kocasını aldatırken, neredeyse an be an hissettiklerini anlattığı Aldatmak, beş günde yüz bin adet satıldı. Ara verdiği romancılığa 2012'de Taraf gazetesindeki görevinden istifa ettikten sonra yeniden döndü. Son romanı En Uzun Gece'den sekiz yıl sonra 2015 yılında Son Oyun adlı romanını yayımladı. Bu romanın kahramanı da uzun süredir roman yazamamış bir romancı idi. İki yıl sonra yayımladığı Ölmek Kolaydır Sevmekten adlı romanda 1912-1913 yıllarında toplam altı aylık bir sürede Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşanan olayları bir ailenin fertlerinin hatırladıklarına dayanarak anlattı. Kılıç Yarası Gibi ve İsyan Günlerinde Aşk romanlarındaki ailenin bireyleri bu romanda günümüzde yaşayan torunları Osman’la konuşarak tekrar okuyucuyla buluştular. Davalar Altan, 17 Nisan 1995'te Milliyet gazetesinde yayımlanan “Atakürt” başlıklı köşe yazısı nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yargılanıp 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı, gazetedeki işinden de kovuldu. 4 Ocak 2012'de Roboski katliamı ile ilgili kaleme aldığı “Devlet Yardakçılığı ve Ahlak” başlıklı yazısıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a basın yoluyla hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme hapis cezasını 7 bin lira adli para cezasına çevirdi. 2 Eylül 2015'te Samanyolu Haber kanalında katıldığı bir programdaki konuşmalarından dolayı Altan hakkında ‘Cumhurbaşkanı’na, hükûmete, kamu görevlilerine hakaret ve halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. 2016 Türkiye askerî darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında Ahmet Altan ile kardeşi Mehmet Altan, 10 Eylül 2016 sabahında gözaltına alındı. Altan kardeşlerin, Nazlı Ilıcak ile beraber 14 Temmuz 2016'da (darbeden bir gün önce) çıktıkları TV programında “sübliminal darbe mesajı” verdikleri nedeniyle haklarında gözaltı işlemi uyguladığı belirtildi. Bu bağlamda Ahmet Altan, aynı zamanda darbeyi önceden bilmekle de suçlandı. Gözaltına alındıktan 12 gün sonra ifadesi alındı ancak savcılıkta açıklama yapacağını belirterek Emniyet'te yöneltilen hiçbir soruyu yanıtlamadı. Bu sırada Altan kardeşlerin avukatlarıyla Adliyede beraber bulunan HDP Milletvekili Garo Paylan, Altanlar hakkında verilen kararın daha avukatlara bile bildirilmeden önce, Sabah gazetesinin internet sayfasında yayınlanmasına tepki gösterdi. Kararın ardından Ahmet Altan tutuksuz yargılanmak üzere adlî kontrol şartıyla serbest bırakıldı ancak kardeşi Mehmet Altan tutuklandı. Serbest bırakılmasının üstünden 24 saat geçmeden Başsavcılığın itirazı üzerine nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince hakkında yakalama kararı çıkartıldı. ‘FETÖ üyesi olmak’ ve ‘hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek’ suçlamasıyla tutuklandı. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 4 Kasım 2019 tarihli kararıyla “FETÖ terör örgütüne yardım etmek” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı ve adli kontrol şartıyla tahliye edildi. 12 Kasım 2019 tarihinde tekrar tutuklandı. 14 Nisan 2021 tarihinde 4 yıl 7 ay kaldığı Silivri Cezaevi'nden tahliye edildi.