Tamamen SPOİLER!
Ben genelde bana hissettirdikleri hakkında konuşmayı seviyorum, eğer katılmıyorsanız bile lütfen kibar olun!
Sanırım bu kitap hakkında diyebileceğim ilk şey kendime sorduğum; ''Neden? '' sorusu olurdu.
Direkt kitabın ortasından bir giriş yapacağım fakat kendime şu soruyu sormadan edemiyorum. ''Bunny'nin ölümünü onlarla beraber normal karşılarken, tüm bunlara yol çizmiş Henry'nin ölümü ile zihnime yayılan künt şokun ardından gelen '' neden ? '' sorusuydu.
Az çok birilerinin Bunny'nin ölümünden sonra intihar girişiminde bulunacağını tahmin ediyordum. Hatta Henry'nin bunu çok daha önceden deneyeceğini bile düşünmüştüm ama Henry'nin karakteri bu tarz durumlarda tamamen soyutsallaşıyordu. Bu demek istediğim şey yazarla alakalı bir problem değil, aksine, Henry gerçekten; Kitabın en başında bahsettikleri durumlardan birini, Vahşet içerisinde değil ama; yaşıyor ve benliğinden ayrılıyordu gibi hissettirdi. Tehlikeli veya rahatsız edici bir şey olduğunda Henry tamamen insaniliğinden ayrılıyor ve mantığının ötesinde duygusuz bir ihtiyatla, yolunun önünde duran her ne ise onu tamamen kestirip atarak ilerlediğini görüyor, hissediyordunuz. Bu yüzden bir süre hiçbir şey yapmadı belki de sanırım.
Karakterlerimizin -bence- akıl sağlıklarının çokta iyi olan karakterler olduğunu söyleyemeyeceğim. Öğretmen Julian'ın onların bu hastalıklı hallerini, tanrısal bir yol olarak görüp yüceltmeye çalıştığını bile düşünüyorum.
Richard'ın Bunny'i başlarda severken daha sonrasında Bunny bir kişilik kırılması yaşayıp - Henry'nin onu öldüreceğini sandığında yaşadığı kişilik kırılması- diğerlerinin çirkin yanlarıyla şaka yapmaya başladığında -özellikle konu sevdiği kız olunca- tüm bu iğnelemeleri bizim gözümüzde yalan olarak tutmaya çalışması onun girdiği onay arayışı