Sümeyye Dede

Sümeyye Dede
@Sdede
Bazen insan, konuştuğu kişi daha ağzını açmadan neler söyleyeceğini bilir. Bilir ama duymak istemez.
İnsan kalemini kaybeder, anahtarını kaybeder. Sonra da bulur. Babasını kaybetmez ki! O kadar saçma geliyor ki! Nereye koyduğumu unuttuğum bir eşya gibi günün birinde karşıma çıkmayacak. Çünkü artık öyle birisi yok.
Birinin gitmesine izin vermek, kelimenin tam anlamıyla onu kaybetmekle eşdeğerdi.
Annem gidemez miydi? Bir sabah işe gitmek için çıksa ve dönmeseydi, beni ve kardeşimi bırakıverseydi babama... En kıymetlim dediği bizler, annemin hapishane gardiyanlarıydık aslında. Ben hiç doğmasaydım, annem kendi mutfağında bir satır darbesiyle düşmezdi belki çay lekeli taş zemine.
Oysa benim en birincil görevim annemin kızı olmaktı. Gerekirse onun hemşiresi, doktoru, aşçısı, temizlikçisi, iğnecisi, bakıcısı olacaktım. Annelerin kızları olmak bunu gerektirirdi. Halbuki erkek olup aynı işleri yapsam özverimden, anneme bağlılığımdan ötürü ne çok övülürdüm. "Ne hayırlı oğlanmış!" derlerdi arkamdan. Şimdi ise kimse hayırlı olmamdan dem vurmuyordu, aksine, komşulara, annemin arkadaşlarına, akrabalara, doktorlara yetmiyordu yaptıklarım. Pansumanı biraz daha iyi yapabilirdim. İğne yapmaktan korkacak ne vardı canım? Kendim uzun yıllardır bir hayvan ölüsüne dokunmadıysam da annem için bir bütün tavuğu parçalarına ayırmam elbette gerekliydi.