Sürekli gördüğümüz nesneler hayatın akışını fark etmemizi sağlamazlar; onlar bizimle birlikte fark ettirmeden yaşlanırlar, oysa birkaç yıl boyunca gözden ırak kalmış olup da aniden karşımıza çıkanlar öyle midir, yaşam ırmağımızın ne kadar hızlı aktığını ifşa eden onlardır.
Ömrümüzün yalnızca belli bir yönünün bilinmesi mutluluk vericidir. Tıpkı üstünde dönüp dolaştığımız yerküre gibi, bizim de kendi devinimimizi tamamlamamız yalnızca bir günlük bir iştir ve o günün bir yarısının aydınlanması ancak bir diğer yarısının karanlığa boğulması şartıyla mümkündür.
Çocukluk yıllarından itibaren kafaları mutluluğa dair bin türlü önyargıyla doldurulmuş olan siz Avrupalılar, tabiatın bu kadar büyük bir aydınlık ve mutluluk verebileceğini tahayyül edemeyebilirsiniz. Sizin ruhunuz insani bilgilerin daracık atmosferiyle kısıtlanmış durumdadır ve yapay hazların dibini göz açıp kapayana dek bulmanız işten değildir, oysa tabiat ve gönül tükenmez.