Eğer hatırlayabildiklerimiz ana rahmine kadar gitseydi, oradaki koşullarımızın, iyi ve kötü günlerimizin, üzerimizdeki baskıların, duyduğumuz boğuk seslerin, doğum kanalında çektiğimiz sıkıntıların, gördüğümüz ilk ışığın, ilk şeklin tarihini de paylaşabilir ve birbirimize ne kadar benzediğimizi anlayabilirdik.
Hiçbir zaman insana insan gibi bakamıyoruz. Hep etiketlerle bakıyoruz. Oysa insanlar aynı biyolojik koşullarda dünyanın herhangi bir köşesinde doğuyor. Doğduktan sonra ona içinde bulunduğu kültüre göre bir isim veriyor ve onu bir dine inandırıyorlar. Tek fark bu.