… Cesaret edemiyorlar Efendiler, çünkü korkuyorlar… İnsaf ve merhamet dilenmekle millet işleri, devlet işleri görülemez, milletin ve devletin şeref ve bağımsızlığı korunamaz.
..genel durumu yönetip, yürütme sorumluluğunu üzerine alanlar, en önemli hedefe ve en yakın tehlikeye elden geldiği kadar yakın yerde bulunmalıdırlar. Yeter ki, bu yakınlık genel durumu gözden kaybettirecek derecede olmasın!
Efendiler, Rıza Paşa kabinesi ve o kabinede Harbiye Nazırı olan zat, aziz vatanımızı işgal eden, süngülerini milletin can evine saplayan düşmanları misafir kabul ediyor ve onlara karşı konukseverce ve yumuşakça hareket edilmesini zaruri görüyor. Bu ne görüştür, bu ne kafadır? Milli dava bu muydu?
Dahiliye Nazırı Damat Şerif Paşa, bu (İrade-i Milliye) gazetenin haberine dayanarak, Sivas iline yaptığı bir bildiride “Kahrolsun işgal” şeklindeki yazılar, hükümetin bugünkü siyasetine uygun değildir diyordu.
Bu ne demektir, Efendiler? …
Böyle sakat ve hayvanca bir düşünce, çöküş ve yokoluş uçurumuna kadar tekmelenmiş bir devleti kurtarabilecek bir siyasete temel olabilir miydi?
Çoktandır, köle olduğuna şüphe kalmamış olması gereken Padişah ve Halife’nin köleliği ile elde edilebilecek iktidar makamının, iktidarsızlığa örnek olması tabii değil miydi?
(Esaret ve tahakküm altındaki bir makamın talimatı/tahakkümü altında olmayı kabul etmek, esareti kabul etmek demektir.)