Kitap incelemesinden ziyade son sayfalara doğru cümleler daha çok ilgimi çekti benim. Mesela yazar beni anlamadan teselli etmeyin demek istiyor. Acıyı şuan yaşayan bir insan gelecek ile teselli edilmemeli. Aksi taktirde insana şuanki acın geçersiz hissi veriliyor. Bu da evet insanlar var ama duymuyorlar dedirtiyor insana. Yani anlattıklarım değersiz hissine kapılabiliyor insan. Yazarın dağ metaforunu çok beğendim. İleri de bir dağ var kabul ediyorum ama benim şuan karnım ağrıyor. Manzara ne kadar güzel olsada ben şuan yürüyemiyorum demek istiyor. Alt metin olarak bakıldığında anlaşılacak çok şey var ama şuanlık benim gözlemlediklerim bunlar.
Yarın yine aynı olacak. Mutluluk asla gelmeyecek.
Bunu biliyorum. Ama bir gün mutlaka gelecek, yarın
sabah gelecek diye inanarak uyumak daha iyi değil mi?
İntihar ettikten sonra insanlar, ''Ah, biraz daha yaşasaydı anlayacaktı ama. Biraz daha büyüdüğünde kendiliğinden anlayacaktı," diye üzüntülerini dile getirseler de olmuyor, keşke mevzubahis kişinin yerine kendilerini koysalar. O
zaman o kadar acıya rağmen yine de sonuna kadar direnip, insanlardan bir şeyler duymak için kulak kabarttığında sadece kesin uçları olmayan doğrucu öğütler ve yatıştırıcı sözlerin tekrarlarıyla karşılaşmanın, biz gençleri ne kadar utanç içinde yolun yarısında terk edilmiş gibi hissettirdiğini görebilirler.