O ve annem, birbirleri için duydukları ilgi ve endişeyi dile getirirken bile kendi aralannda hep azarlar gibi konuşurlardı. "Dışan çıkarken atkım tak dedim!” ya da "Bir dakika otur be yahu!”, sanki hakaret ediyorlar.
Sert bir adamdı, kimse onunla dalaşmaya cesaret edemezdi. Karısı pek gün yüzü görmemişti. Bu kabalık onun için yaşam kaynağı, sefalete direnme gücü ve erkek olduğuna inanmanın bir yoluydu.
Yaptığı işi gerçek anlamda omuzlayamayan tüm adamlar gibi o da görünüş ve ufak tefek işler konusunda çok titizdi; bilgisini artıracağı yerde, Disiplin, Gelenek ve Sorumluluk gibi büyük harfli anahtar keli melerden oluşan bir cephanelik oluşturmuştu.