''Dünyanın i'tizâlini görmede başarısız kalanlar şairi heterodoks sananlardır. Gerçekte şair yaratılışın, kainatın varlık sebebinin ortodoks görüşüne çekilmekten başka bir şey yapıyor değildir.''
''Ucunda ölüm olmayan şeyi ciddiye almak zorunda değiliz. Şiir de kendini ciddiye aldıracaksa bize bir dirim habercisi olduğunu göstermek zorundadır. Ayak sürüyen şiir dünya düzeninin ölgün ruhunda yuvalandığı için hesaba katılmaz, ama ayak direyen şiir dünya düzenindeki öldüren ruha göndermede bulunduğu için korunmaya hak kazanır.''
''Şiir olsun olmasın yazılan her şeyin bir ihkâk-ı hakk ve haksızlığa bir tepki olduğuna, en azından olması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden de kendimi kimin ne istediğini anlayamama boşluğunda hissediyorum.''
''Özgürlük için şiir doğacak mıdır? Bilmiyorum. Bildiğim bazı şeyler var. Önce şu: Türk şiiri Osmanlı düşünme tarzı ile kaim bir ritmi, Batı dünyası ile şöyle veya böyle ilişki kuran zihnin meşguliyet alanı içinde tüketti. Tanzimat'tan bugüne esrarengiz temasın bütün imkânı, bütün hazzı, bütün azabı bitti. Şuara-yı Rûm yok. Roma'sız bir dünyaya hayıflanan varsa hayıflansın ben hayıflanmıyorum Roma yıkıldı diye Albion, Galya, Judea, Kartaca sevinebilir. Ben sevinmiyorum Sonra şu: Şiir dilli düşünce arasındaki bağın biçimsel yükünü üzerinden atarak başarıya ulaşır. Ama önce bu yükün ağırlığının hissedilmiş olması gereklidir. Oysa Türkiye'deki yaklaşım bu bağdan bîhaber olmayı erdem sayan bir safdillilikle meşbû.''