Çocuğum, kızkardeşim,
Ne hoş olurdu düşün
Gitsek ve yaşasak senle birlikte,
Hoşça vakit geçirsek,
Ve ölesiye sevsek
Tıpkı sana benzeyen o ülkede!
Hain bakışlarında
Nice gizem olsa da,
Gözyaşların arasından parlayan
O dumanlı gökleri,
O ıslak güneşleri
Hep sevdim ve hep çekici buldum ben.
Orda her şey düzendir, güzelliktir,
Görkemlidir, sakindir ve şehvettir.
Yılların birer birer
Parlattığı eşyalar
Donatırdı, süslerdi odamızı,
Ve erden çiçeklerin
Kokusu, amberlerin
Garip kokularına karışırdı;
Ve o zengin tavanlar,
Ve o derin aynalar,
Doğunun tantanalı görkemiyle
Her şey konuşur orda,
Gizem dolu bir ruhla,
Konuşurdu kendi ana diliyle.
Orda her şey, düzendir, güzelliktir,
''Şairin kendi biricikliğinden kaynaklanıp bütün insanlara ulaşan bir alanı işaret edemediği zaman şiir, ancak bir edebiyat türü olarak şiir olabilir.''
''Descartes'la gelen zihniyet ölçen, kategorilere ayıran özelliğiyle hayatın bütün alanlarına hızla yayıldı. Newton bu felsefi taban üzerine evrenin mekanik açıklamasını kolaylıkla oturtabildi. Optik başta olmak üzere birçok bilim dalı Kartezyen düşünce yoluyla önemli (hiç kuşku yok ki felsefe benimsemeseydi gerçekleştirilemeyecek) ilerlemeler sağladı.''
''Batı düşüncesine Descartes'ın getirdikleri intellect alanındaki gerek dindar, gerekse dindışı bütün gelişmeleri sağlam ve doyurucu bir dille sonuca bağladı. Bu felsefe Yeni Dünya'ya, Batılı hayata öylesine uygundu, günlük hayatın işleyişine öylesine yeterli bir açıklama getiriyordu ki bugün bile Descartes'ın varsayımlarına dayalı bir yaşayış üzerimizdeki egemenliğini koruyor. Kartezyen düşünce zihin ile maddeyi kesin olarak birbirinden ayırıyor, insanı da böylece bölüyordu. ''𝘊𝘰 𝘨𝘪𝘵𝘰 𝘦𝘳𝘨𝘰 𝘴𝘶𝘮'' kanıtı yine kendisi olan düşüncenin kayıtsız gücünü ilân etmişti.''