"Dünya'nın Çehresini Değiştiren Seyahatler" kitabında yalnızca coğrafi sınırları aşan değil, tarih boyunca toplumların, fikirlerin ve kaderlerin yönünü değiştiren seyahatlere de ortak olmaktayız. Bu perspektiften bakıldığında kültürlerin de çığır açan seyahatler doğrultusunda nasıl ve ne şekilde evrildiğine tanıklık etmekteyiz. Kolomb'un Amerika'ya ayak basışıyla başlayan, Marco Polo'nun İpek Yolu'nda şekillenen, Darwin'in Galapagos Adaları'nda yaşadığı aydınlanmaya kapı aralayan yolculukların her biri yalnızca yeni haritaların değil insanlık tarihinin de önemli izlerindendir. Kitabın en etkileyici ve sizi içine çeken yanlarından biri kronolojik olarak sıralanan kuru bir tarih anlatısından uzak; keşiflerin ardındaki sebebi, merakı, inancı hatta zaman zaman kibri biz okuyuculara hissettirmesidir. Bu yolculuklar fiziksel olarak yer değiştirmekten ziyade, zihinsel bir aydınlanma ve genişleme, kimi zaman bir çöküş ve çoğu zaman devrim niteliğindeki dönüşümleri içermektedir. Bilginin, inancın, gücün ve merakın birleştiği yerde yeniden yazılan tarihi, satırların arka planında sürükleyici bir dille okumak oldukça zevk vermektedir. Kitabı bitirip arka kapağını kapattığımda şunu düşündüm: Belki de en büyük keşif, bilinmeyeni görmek kadar, gördüğünü sorgulayabilmektir.