Okurken bizzat yaşadığım, genellikle öfkeden deliye döndüğüm bir eser oldu. Ne yaparsam yapayım ne Heathcliff’i, ne Catherine’i, ne Edgar’ı, ne de Cathy’i asla anlayamayacağım. Hepsi de kendi sonuna bile bile yürüdü.
Üzülsem mi kızsam mı ne yapsam dediğim çok nokta oldu. Ama şuna eminim ki bu kesinlikle aşk değildi. Heathcliff’i hayat bu hale getirdi de diyemiyorum çünkü tamamen sevgi görmedi diyemeyiz. Catherine olsun, babası olsun onu gerçekten çok sevdi. Heathcliff böyle bir insandı. Karakteri, yaratılışı böyleydi. Hayatı bir şekilde onunla kesişmiş olan insanlar da çok gereksiz bir bedel ödedi; en çok üzüldüğüm bu oldu.
Sadece Edgar’ın aşkı sonuna kadar gerçekti diyebilirim. Cath öldükten sonra bile onun anısı hatrına yaşamaya devam etti. Tek güzel olan şeyde buydu galiba.
Hep merak etmiştim bu kitabı ne anlatıyor olabilir, nasıl bir eser diye. Emily Bronte gerçekten hakkını vermiş. Uzun süre aklımdan çıkmayacak bir roman okudum.