Biz fâni varlıklar olarak baki olanı ararız.Hz.İbrahim bu sorgulama üzerine; "Âlemde gördüğüm hiçbir şey âlemin tamamını anlatmak için yeterli değil, ancak varlık âleminin dışında bir referansla ben bu evreni anlamlı hale getirebilirim diyerek Cenab-ı Hak ile muazzam bir bağ kurar."
Aklın da kalbin de hakkını vermekten uzak bir çağda yaşıyoruz.Akıllar karışık,kalpler katı,zihinler bulanık,gözler perdeli,hayaller sığ,ufuklar dar,vicdanlar metruk..
Bu yüzden ne kendimizi anlayabiliyoruz ne de varlığı.Özümüzü yitirdiğimiz için kendimize de varlığa da yabancılaşıyoruz.Yabancılaştıkça yabanileşiyor ve zorbalaşıyoruz.
Tolstoy, Hayat Üzerine Düşünceler adlı kitabında bu ayrıma isyan eder.
Modernitenin başımıza sardığı en büyük belalardan birinin; iyi, güzel ve doğruyu birbirinden ayırıp birbirine yabancı ve hatta düşman kavramlar gibi tasavvur etmesi olduğunu söyler.Toltsoy bu görüşü 1850'li yıllarda henüz kapitalizm bugün yaşadığımız vahşi haline gelmemişken söylüyor.