Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Replika-Fatma Katırcıoğlu
8 bölümden oluşan Replika romanında hikaye karakterlerin iç seslerinden okuyucuya anlatılmaktadır. Yetimhaneden kaçan iki kız kardeş Gökçe ve Esen ile bir göl evinde izole bir hayat süren Sezen ve Haluk çiftinin iç sesleri yer yer zamanda geriye gidip tekrar reel zamana dönerek olayları anlatır. Bu dört karakterin bağlantısı romanın sonuna kadar aydınlanmaz. Romanın sonuç bölümünde sadece kısa bir kısımda Haluk’un lise arkadaşı Cem’in de olayları aydınlatma amacıyla iç sesine yer verilmiş. Romanın özellikle düğüm bölümündeki aşırı tesadüfler silsilesi ilk başta fazla romantik olarak düşünülse de çözüm bölümündeki mistik bir nedene bağlanarak damakta farklı bir tat bırakılmış. Kadın karakterler özellikle daha güçlü, becerikli ve kararlı olarak işlenmiş. Yanlış bir davranışta bulunsalar bile saf kötülüğü temsil etmiyor kadın karakterler çünkü onlara yüklenen annelik güdüsü, kadınların çocukları ve sevdiklerini koruma iç güdüleri ve kız kardeşlik temaları kadın-erkek zıtlığı üzerinden anlatılırken karakterin iyi yönlerini de vurguluyor. Romanda sadece Haluk ile annesi arasındaki anlatılan bağ gibi Sezen’in anne veya babası ile ilgili zıtlık üzerinden bir bölüm aradı gözüm. Sezen neden Haluk’a bu kadar aşık kaçmak istese de gidemiyor? Belki Sezen’in anne-baba ilişkisi üzerinden okuyucuya hissettirilebilirdi.
Romanın dili oldukça açık ve anlaşılır, yazarın çok akıcı bir anlatımı var merak ögesi ile sonuna kadar okuyucunun ilgisini cezbediyor hiç sıkılmadan keyifle okuyabilirsiniz.
Romanda pek çok konuya yer verilmiş: yetimhane koşulları, kimsesiz çocuklar, bir ilişki örneği üzerinden aşkın başlangıcı, güvensizlik, duyguların bitişi, evlilikte eşlerin davranışları, annelik, benim tabirimle kutsal kız kardeşlik, yalnızlık, kıskançlık,
“Damak tadı insanın en öznel yanıdır, benim neyin tadını ne ile karıştırınca beğeneceğime kim, hangi hakla karar verebilir? derdi. Böyle ani çıkışlarında kafam karışır, bunları cehaletten mi söylüyor yoksa alışı gelişmişlikten mi, ayırt edemezdim.”
“Yetişkinlik, hislerin toprağa gömüldüğü bir evresi mi ömrün? Her yaş alışımızda bir hissimizle daha vedalaşacaksak yaşıyorum demenin ne manası var? Büyüyünce çözülecek gizemlerden birkaçı daha…”