Keşke insan zihninde de bembeyaz sayfalar açmaya yetecek maharetleri olsaydı. Gerçi zihindekiler ve ötesi de olmasa insandan geriye ne kalırdı: et, kemik, bir kalıp... Ruhlarımıza uygun bize verilmiş tüm bu kalıplar, bedenler: ruhlar ve anılar olmadan sadece birer boş çerçeveydi.
Güzel bir şeye kırk yılda bir denk gelirsin, ardından da kaybetme korkusuyla içten içe kendini yemeye başlarsın Güzel şeylere alıştıktan sonra da kaybetmek kabir azabı gibidir çünkü.
İnsanın bilinçaltı belki de sakın huzura alışma, sonu var, seni darmaduman eder diye programlanmıştı. İnsan doğasının ne tuhaf saklı bahçeleri, öngörüleri, duyumları vardı ve bu gizleri sadece yaşayan tecrübe ederek keşfedebilirdi...
"4/4'lük kadınlar görüyorum; zerafet, kıyafetler, entelektüel birikim vesaire... Fakat at hırsızı görünümlü, 10 kelime ile hayatını idame eden tiplere bağlanıp aşk acısı çekiyorlar insan insana sınanıyor demek ki."
Nejat İşler