"Tıpkı düşlerde olduğu gibi bir gün içinde yepyeni bir toplum,bir serabın ihtişamını yansıtan uçsuz bucaksız bir şehir kurulacak,bu şehirde her yurttaş kendi emeğiyle yaşayıp ortak nimetlerden payını alacaktı.O eski kokuşmuş toplum bir toz bulutu gibi dağılacak; günahlarından arınmış gencecik bir insanlık,tek ilkesi " herkesten yeteneğine göre,herkese ihtiyacı kadar" olan tek bir emekçi halk doğacaktı.Bu düş sürekli büyüyor,güzelleşiyor,ulaşılmazlığa doğru yükseldikçe daha da çekici hale geliyordu."
"İnsan bütün ömrü boyunca bulunduğu yere yapışıp kalmak zorunda olmadığını,başkasının yerine geçme iradesi gösterebileceğini anladığı anda neden en güçlü olmaya çalışıp yumruklarını konuşturmasındı ki? "
"İşçilerin düşünmeleri yasak mıydı? Asıl,işçiler düşünmeye başladıkları için yakında her şey değişecekti.İhtiyarın zamanında,madenciler hep yerin dibinde,gözü kulağı dışarıda olup bitene kapalı bir hayvan,bir kömür çıkarma makinesi gibi yaşıyorlardı.Bu yüzden yönetimdeki zenginler işçilerin iliğini kemiğini rahatça sömürüyor,onları diledikleri gibi alıp satıyorlardı: Ama artık yerin altındaki madenciler uyanıyor,gerçek birer tohum gibi toprakta yeşeriyorlardı; bir sabah tarlanın ortasında bitiverdikleri görülecekti: Evet,insanlar yetişecekti,adaleti yeniden sağlayacak bir insan ordusu bitecekti topraktan.