Biliyor musun? Sen bir dahi olarak gelmiştin dünyaya.Tüm dahiler gibi sana göre de imkansız hiçbir şey yoktu,ta ki o güne kadar...Babanla,parkta kumdan kale yapıyordunuz.O esnada bir uçak geçiyordu parkın üzerinden.Sen uçağı göstererek "Baba onu bana al!" demiştin.5 yaşındaydın.Baban gülmüştü."Gel yavrum sana gofret alayım!" demişti.Sen "Hayır,Ben uçak istiyorum!" diye diretmiştin.Çok direttiğin için baban sana oyuncak bir uçak almıştı.Halbuki sen o gün oyuncak uçağı kastetmemiştin.Sana göre o uçan şey birilerinin babasına aitti ve onu senin baban da alabilirdi.Senin için imkansız olan hiçbir şey yoktu;ama baban için bu imkansızdı.Çünkü yıllar önce o da babasıyla parka gittiğinde babası ona uçak yerine şekerleme ısmarlamıştı.İşte böyle dostum henüz 5 yaşındaydın,sana imkansızı öğrettiklerinde.
Erdal Demirkıran
“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün.
O kadar güzel süpürün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin.”
"Martin Luther King"