Sed

İnançlarımızın kaynağı ve dolayısıyla gerçeklik anlayışımızın șablonu sadece ve sadece beyindir. Bilincin ve bilinçaltının sinirsel bağıntıları kişisel kavrayışla çözülemez; gerekli bilgiler ancak beyin taramaları ve beyin bölgelerine yönelik elektrik uyarımı gibi gelişkin araçların kullanıldığı titiz bilimsel araștırmalarla azar azar toplanabilir.
Reklam
İnanç çabuk ve doğal biçimde edinilirken, kuşkuculuk yavaş ve doğal olmayan bir süreç izler; çoğu insanın belirsizliğe karşı düşük bir dayanma gücü vardır. Bir savın aksi kanıtlanana kadar doğru olmadığı yolundaki bilimsel ilke, çabuk kavrayabildiğimiz şeyleri doğru kabul etme yönündeki doğal eğilimimize aykırı düşer. Yani, aslında kuşkuculuğu ve inançsızlığı ödüllendirmemiz, yeni bulgular karşısında fikirlerini değiştirmeye açık olanları desteklememiz gerekir. Oysa en başta din, siyaset ve iktisat alanlarında olmak üzere, sosyal kurumların çoğu iman, parti ya da ideoloji esaslı doktrinlere inancı ödüllendirirken, önderlerin otoritesine kafa tutanları cezalandırır, belirsizliği ve özellikle kuşkuculuğu caydırır.
İnsanlar görünüşte akla aykırı bir şeye inanmaya nasıl yönelir? Cevap, bu kitabın dayandığı tezdedir: Önce inançlar oluşur; ardından inanca bağlı gerçekçiliği doğrulamak üzere inancın dayandığı sebepler ileri sürülür. İnanç savlarının çoğu, tartışmasız doğru ile apaçık yanlış arasındaki bulanık sınır alanının bir yerinde durur.
Alıntı
Her türlü deneyime beyin aracılık eder. Zihin dediğimiz șey beynin gördüğü iştir. Beyin aktivitesi dışında başlı başına "zihin" diye bir șey yoktur. Zihin beyindeki sinir aktivitesini tarif etmek için kullandığımız bir kelimeden ibarettir. Beyin olmazsa, zihin de olmaz. Beynin bir bölümü felç, kanser, yaralanma ya da ameliyat sonucunda yok olduğunda, gördüğü işlevin de ortadan kalkmasından bunu biliyoruz. Hasar beynin son derece esnek olduğu çocukluk döneminin başlarında veya beynin yeniden döşenmeye elverişli belli bölümleriyle sınırlı olmak üzere yetişkinlik döneminde meydana gelirse, söz konusu beyin işlevi -yani beynin o "zihin" kısmı- beyindeki başka bir sinir șebekesine yeniden döșenebilir; ama bu süreç beyinde sinir bağlantıları olmaksızın zihnin olmayacağı gerçeğini daha da pekiştirir. Yine de zihinsel süreçlere ilişkin bulanık açıklamalara hâlâ yaygın olarak başvurulduğunu görmekteyiz.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Alıntı

Sed

, bir kitap okudu
Puan vermedi·520 syf.·
4 saatte okudu
·
2025 92. kitabı
Kolektif
8.9/10 · 2.649 okunma