Duygularını kendine açıklayamıyordu. Psikolojideki bilinçaltına atma işlemine eş bir süreç tarihte de vardır. Bazı deneyimler, çok erken yaşandıkları için tam tanımlanamazlar. Devralınan bir dünya görüşünün, öngörmediği yepyeni bir durum veya uç noktada bir deneyimin harekete geçirdiği duygularla sezgileri kapsamakta, çözümlemekte yaya kaldığı anlarda görülür bu. İdeolojik sistemin içinde veya çevresinde birtakım “gizemler” oluşur. Bunlar da eninde sonunda yeni bir dünya görüşünün temelini atarak o sistemi yıkar. Sözgelimi ortaçağ büyücülüğü, bu ışıkta incelenebilir.
Bir kere daha onun yüzünde okuduğu anlama şaşırıyor. Bir kere daha açıklık kazanıyor bazı şeyler. Bu açıklama da yüzüne çarpılan suyun renksizliği ölçüsünde sözcüksüz.
Ne yazarsan yaz. Doğru ya da yalan olsun, fark etmez. Yeter ki konuş, sevecen bir sesle konuş azıcık yardımın dokunsun istiyorsan; elinden tek gelen bu. Anlamları ne olursa olsun bir barikat kur sözcüklerden. Konuş ki yaralı, senin varlığının bilincine varsın. Konuş ki orada olduğunu, onun çektiği acıyı çekmediğini bilsin. Ne söylersen söyle. Nasılsa onun duyduğu acı senin yapabileceğin doğru-yalan ayrımından çok daha büyük. Başkaları yaralarını nasıl sarıyorlarsa sen de sözcüklerle sağalt onu.
Yargıç yok ki.
Aşık olmak, bazı armanların sürekli değiş tokuşuna uymaya yönelik karmaşık bir durumdur. Bu armağanlar, basit bir bakıştan kendini bütünüyle sunmaya kadar değişen geniş bir yelpaze içindedir. Nedir ki armağanların armağan olarak kalmaları şarttır: talep edilemezler. Kişinin aşık kimliği ile hakları yoktur-karşısındakinin vermek isteyeceği armağanı umma hakkı dışında. Çoğu çocuk, öz haklarıyla çevrilidir zaten (şımarma hakkı, av Utulma hakkı vb.): O yüzden de aşık olmaz, olamaz. Gel gelelim bu çocuklardan biri-koşullar sonucu-rastgele tadını çıkardığı bu hakların vazgeçilmez olmadığını algılarlarsa; söze dökemese bile, mutluluğun güvenceye ve vaade dayanmadığını, herkesin mutluluğu kendi başına bulmak zorunda olduğunu kavrar, temel yalnızlığının bilincine varırsa; başka birinin verebileceği saf, cömert ve bitimsiz armağanları özlediğini fark edebilir: işte bu bekleme, aşık olma durumudur. Şöyle sorabilirsiniz: peki karşılığında o ne verebilir ki?