“Kederli kederli yükseldi güneş; güneş ışıklarının vurduğu hiçbir şey, yüreğindeki iyi niyeti ve sahip olduğu yetenekleri doğru kullanma becerisinden yoksun, kendi iyiliği ve mutluluğuna zerre kadar hayrı olmayan, kendi çürüyüşünün farkında olduğu halde bu çürümenin onu yiyip bitirmesine izin veren bu adam kadar kederli olamazdı.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Saçlarıma dokunduğunuzda, saçlarım size genç ve özgür günlerinizde göğsünüze yaslanan güzel bir başı anımsattıysa, ağlayın ağlayabildiğiniz kadar! Tüm sadakatim ve bağlılığımla size hizmet edeceğim bir yuvadan bahsettiğimde aklınıza, matemle geçen bunca yıl boyunca bomboş sizi bekleyen bir yuva geliyorsa, ağlayın ağlayabildiğiniz kadar! …Canımın içi,size, çilenizin sona erdiğini, sizi alıp beraber huzura ve feraha kavuşacağımız İngiltere’ye gideceğimizi söylediğimde bu size, pek çok kişiye faydalı olabilecekken hayatınızın heba olup gittiğini ve sevgili anavatanımız Fransamızın size ihanet ettiğini hatırlatırsa, ağlayın ağlayabildiğiniz kadar!”
“Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem aydınlık hem karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennete gidecektik ya da tam tersi istikamete.”