“Evet, ölüme mahkum olduğu için, her şey boştur. Bu cihanın kâşanesi kum üstüne yapılmıştır.
Mazi ve istikbal, taraf taraf uçurumdur.
Hararet ve su, benim yatağım ve yastığımdır: Yanmak ve boğulmak. İşte benim ayinim!”
Ah, insanlar niçin her şeyi anlayamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onun gibi - fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak.
-Niçin, sen artık dünkü sen değilsin? Niçin, biz bügün ikimiz de kıymetli bir şey kaybetmiş gibiyiz? Niçin bugünün düne benzemiyor? Niçin dünkü gibi rahat adımlar atamıyorsun? Niçin böyle oldun?