Biliyoruz ki bazı sesler, bazı sahneler, bazı renkler ya da bazı cümleler insanın aklına mıh gibi çakılıp kalıyor. Bunlar insana bir süre eşlik ediyor hatta. Daha sonra da herhalde ya bilmediğimiz bir şeye dönüşerek varlığımızın başka bir köşesine yuvarlanıyorlar, ya hatırladığımız şeylerin içinde eriyorlar ya da bir şekilde unutuluyorlar. Bazıları da, öylece duruyorlar çakıldıkları yerde. Asla unutulmuyorlar başka bir deyişle, çeşitli vesilelerle arada bir elimize, dilimize geliyorlar.
Zaten, seni olsa olsa sezerim ben, istesem de bilemem.
Sen de, abartılacak kadar sıradan bir hayat yaşayan bu adamı bilme bence.
Çünkü, her zaman için sezmek, bilmekten daha iyidir.