“ Tesadüf sandığımız karşılaşmalar, kaderin oyunu sandığımız olaylar hayatın gör deme biçimiydi. Ama çoğunluk görmezden gelmeyi tercih ediyordu. Hayatın akıntısının içinde kaybolup gidiyordu ya da büyük bir kayaya çarpıp parçalanıyordu.”
“ İnsan yalnızlığa yazgılı bir varlıktı. Benim içime dokunansa insanın yalnızlığa yazgılı bir varlık olması değil, yazgısını bu kadar derin bir yerden bilmesiydi. İnsan, öleceğini bilen tek canlı olduğu gibi, yalnızlığının bilincinde olan tek varlıktı ve ömrü tıpkı ölümü inkâr etmeye çalışmak gibi yalnızlığını inkâr etmeye çalışmakla geçiyordu. “
“ Tarih yakın arkadaşının ihanetine uğramış insanların hikayeleri ile doluydu. Havarisi Yahuda, İsa’ya, en yakın dostu Brütüs, Sezar’a ihanet etmişti. Annem için önemli olan ihanete uğramak değildi, ihanet hayatın doğasında vardı, her an, her yerde pusuda bekliyordu. Önemli olan ihanete uğradığında yıkılmamaktı.”