Mevsim hep baharken, sen her gün çiçekler görüyorken, üşümüyor, titremiyor, ıslanmıyorken, nefes alabilmek daha kolay.
Bir fırtına gelsin bakalım neler olacak?
Gök bir gürlesin ve hava birden soğusun kıyafetin incecikken...
Böyle zamanlarda da elini tutabilecek mi? Üşüyeceğin için endişelenip üzülecek mi?
Güzel kıyafetler giyiyor, mis kokular sürüyor, ipek saçlarını tarıyor ve her buluşmanızda oldukça bakımlı görünmeyi başarıyorken sevebildiğin gibi, uykudan uyandığında saçları dağılmış ya da çamaşır suyu ile lekelenmiş pijamasını giyip evde temizlik yapıyorken de sevebilecek misin?
Zamanla daha iyi öğreniyosun,
'Hep aynı' lığın sükûnetini,
Sakin hayatın huzurlu sesini,
Bazı kusurları görmezden gelmeyi,
Bazı kusurları dillendirmemeyi,
Bazı kusurlarıyla çok sevmeyi,
Onun eli kesilse,
elinde aynı acıyı hissedebilmeyi,
Endişeyi, korkuyu, özlemeyi,
Zamanla daha iyi öğreniyorsun,
Aynı yolda yürümenin güzelliklerini, Yorulduğunda nefesi olmayı,
Düştüğünde kaldırmayı, yarasını sarmayı ve acıyan yerlerinden öpmeyi, ...
..., birine ruhunu en şeffaf haliyle açmayı kolayca yapamayabiliyorsun. Güvenmek gerekiyor. Tanımak ve ardından biraz daha tanımak... Öyle bir anda, ayakların yerden kesilircesine âşık olmak değil yani. Güzel olan da bu ya! Sabırla, tek tek diziyorsun taşları.