Hâlâ karşımdaki boş koltuktasın, penceremin önünde trenle yarışan göçmen kuşsun, uğradığımız bütün duraklarsın, bilmediğim bütün dillersin, gördüğüm bütün yabancı yüzlersin, şu karşımdaki tarlada yüzünü güneşe dönmüş ayçiçeklerisin. Gözümün gördüğü, kulağımın işittiği, dilimin tattığı her şeysin.
Öylesine kemikleşmiş yanlış düşüncelere sahibiz ki aslında. İşin acıklı tarafı düşüncelerimiz artık kemikleştiği için yanlış olduğunun bile farkında değiliz. Tıpkı kamburunun çıkması gibi, kırılan kemiğin yanlış kaynaması gibi...
Zamanla çok daha iyi öğrenecektim ki yolun belirsizliği aslında yolun bütün güzelliği... Yol belirsiz olduğu için mucizelere açık, karşılaşmalara açık. Tıpkı hayat gibi...
"Insan kendi hikâyesini yazabilmeli evladım..." dedi. "Bedeli ne olursa olsun, herkes kendi hikâyesinin kahramanı olmaya cesaret edebilmeli. Cebinde çok parası olan değil, güzel hikâyeler biriktirmiş insanlar zengindir. Kanadı yanacak bile olsa, güneşin ateşine vurgun olduğu için kendini yakan kelebekler değil, kabuğunu kırmaya cesaret edemeyenlerdir deli."