Bir samimiyet doluyor dişlerimin oyuklarına
Dostane kahvelerin telveleri ile kurcalıyorum dilimi
Dilim en kesif sözcüklerin mezarı
Bir gürz deler kafatasımı yekpare
Bölünmez feryadı şıngırdayan toprağın
Güneşin doğarkenki pervasızlığıdır dişlerimi gıcırdatan
O yüz, o eller, o beyaz ten, hayır o candır
Gün yükselirken tepemde bakır teniyle
ayak ucuma toplanır gerçeğim
paslanmış dişlileri zihnimin
Bir ölünün soluğunu soludum dün
Kasımpatı yalnızlığı, ikindi güneşi
Kış şampanyası
Yatsı öğünü gibiydi
Ama zamanlar peşimsıra çoğalır ardarda
Onlar bir, onlar gür, onlar hür, hayır onlar kumpanya
Dokunsun tenime kaba sözcükler
Boğum boğum biriksin böğürlerimde zaman
En tuzlu anıma feda ediyorum gülüşümü
Anı
Arkamda kalanlardan
Bir şemsiye uzatıyorum etrafıma dizdiğim sulu yaşamaklara
Kargaşaya kurban ediyorum gündebirini
Ve kırbaçlıyorum gündevinimini
Ah nalçaları rüzgardan, gemi arşa uzanan zaman
Seyirt ölümüme ve gözleri dökülsün