Halil Demircioğlu, Aganta Burina Burinata'yı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Denizcilerin ve atalarının deniz aşkını konu alan, denizlerde ölen denizcilerin mezarının olmadığını vurgulayan yazar;
Her şeye rağmen denizin bir kere kokusunu alanın denizden vazgeçemediğini anlatmaktadır. Babası; dedesi denizlerde ölen denizcinin oğlu Mahmut'u denizci yapmamak için onu karın tokluğuna derici birisine vermesine rağmen gene de kaderi değişmemesini anlatıyor. Mahmut her türlü olumsuzluğa geçim sıkıntısına rağmen denizciliğe devam ediyor.
Denizcilik tabirleri ile dolu olan roman; yazarın betimlemeleri yakıştırmaları ve hayal gücü ile muhteşem bir anlatım içeriyor. Yaşar Kemal -ince memed- tadında...

Elif Peksöz, Yürek Bilekten Güçlüdür'ü inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Yazarın bu kitabını ilk kez lise yıllarımda,daha sonra da üniversite yıllarımda okumuştum. Kütüphanemde görünce bir kez daha okuyayım dedim. İyi de yapmışım. Ya hala büyümemiş olmamdan ya da bu kadar büyük sıkıntılarla uğraşmadığımdan olsa gerek; o dönemlerde alamadığım tadı aldım bu sefer. İlahi zamanlama sanırım okumamız gereken kitaplar için de işliyor. Bu kitap size umudu aşılıyor ama hayal dünyasında yaşamayı değil. İyimserliği aşılıyor ama polyannacılığı değil. Öyle güzel tespitler var ki alıntı yapılacak yerler çoğalıyor. Yazarın dili de yalın,akıcı. Üslubu ise sürükleyici ve samimi,öyle ki sizinle sohbet ediyor sanırsınız yazarı. Hayata kısa bir mola ama pozitif olsun derseniz,doğru kitaptasınız derim. Şimdiden keyifli okumalar olsun. Kitapla kalın.

Cenetenic, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Sıradan erkeklerin ve kadınların korkulu rüyası olan can sıkıntısı seçkin kişilerin hayal gücü var olduğu sürece yanına yöresine uğramayacaktır.

Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine, Arthur SchopenhauerSeçkinlik ve Sıradanlık Üzerine, Arthur Schopenhauer
Melike Aslan, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Ben büyüdüm, bir gün bir kitapta Henry Ford'un oğlunun bıraktığı intihar mektubunu gördüm: "Baba hayal edip de ulaşamadığım hiçbir şey olmadı. Ne varsa önceden hazırlamışsın, hiçbirinde benim emeğim yok. Mutsuzluktan mahvoldum. Gidiyorum."

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgörenSüpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören
Filosofiam, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Psikiyatr bana soruyor: "Line kim?"
"Line hayal ürünü bir kadın. Yok öyle birisi."

Dün, Agota KristofDün, Agota Kristof
Tuğba Bal, Siliniş'i inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Rizzoli & İsles serisinin beşinci kitabı olan Siliniş, isminin aksine hafızalardan silinmeyecek bir konuyu ele alıyor. Kandırılarak kaçırılan genç kızlar hiç hayal bile edemedikleri bir hayatın içine sürükleniyor. Hayatının baharı denilen dönem bir anda, hayatının zindanı olarak değişiveriyor. Ve işin içinde öyle pislikler dönüyor ki, hayretler içinde okuyorsunuz. Peki etrafta dönen dolaplara kim el atıyor dersiniz ?

Jane Rizzoli elbette, ne yazık ki karnı burnunda olan Jane'nin başı bu sefer büyük belada. Gabriel karısının artık evinde oturmasını istiyor haklı olarak. Ama Jane durur mu, durmak istese dahi başına bir bela geliyor mutlaka.
Maura İsles de bir şekilde kendini bu işin içinde buluyor. Ve onun da başı belada. Siyah saçlı kimliği belirsiz genç kadının morkta canlanması basına yansıyor. Peki bu ihmali kim yaptı? Genç kadın neden ölü sanıldı veya neden öldürülmeye çalışıldı?
Rizzoli bütün bu olanlardan habersizken, doğum yapacağı hastanede bu gizemli kadın tarafından rehine alınıyor. İşte şimdi romanımızın heyecan dolu anlarına giriş yapıyoruz. Acaba Jane kurtulabilecek mi? Neden rehin alındılar? Joe ve gizemli kadının amacı ne?
Gizemli kadın (Olena)'nın anlatacağı bir şeyler var ve bunu yalnızca güveneceği birilerine söylemek istiyor. Bütün dünyanın bilmesini istiyor. Kurtulmak istiyor. Yaşamak istiyor. Bunun yalnızca bir yolu var ama bazen o yollar da kapanıyor. Jane bir ses duyuyor 'Mila biliyor.' Mila biliyor Jane, Mila'yı bul Jane.

Gabriel'i ise bu kitapta başka sevdim. İlk başta nefret ediyordum adamdan ama Jane'yle evlendikten sonra aşık oldum

Jane'yi çok seviyor, hatta Jane bile ben bu adamı hakedecek ne yaptım diye söylenip duruyor.
Jane'ye söylediği şu güzel cümlelere bakın. "Sen ve Regina her şeyimsiniz. Daha önce başka biri için endişelenmem gerekmemişti. Kaybedeceğim biri yoktu. Beni bu kadar korkutacağı aklıma gelmemişti. Şimdi zayıf noktamı gördüm ve onu nasıl koruyabileceğimi düşünmekten kendimi alamıyorum." '
Bir kitabın daha sonuna geldik. Serinin her kitabı beni fazlasıyla meraklandırıyor. Ve her kitabı bir öncekine göre daha fazla seviyorum. Serinin devamını da seveceğime eminim.

Enise Özcan, Körlük'ü inceledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Körlük salgını ile çekinilmez hale dönüşen yaşamları dünyanın bilinmeyen bir yerinde adı bilinmeyen karakterler üzerinden ele alan müthiş bir eser; Körlük. Yazarın dili ve kendine ait üslubunu çok beğendim. Kitapta birçok karakter var ama hiçbirine isimleri ile hitap edilmemiş, hepsinin bir sıfatı var bu şekilde okurken tanıştığın bir karakteri kitabın sonuna kadar unutmuyorsun herkes sıfatıyla kendini çok net hatırlatıyor. Bunun yanında konuşma metinleri konuşma olduğunu belirtecek bir ayrım gözetmeden virgüllerle cümlelerin içerisinde yer alıyor. Bu şekilde bir cümle satırlarca sürmesine rağmen okurken hiçbir karışıklık yaşanmıyor. Ayrıca bu kadar karışık olay örgüsü, bu kadar çok karakter, olay ve mekan içinde göze çarpan mantıksız olabilecek hiç bir nokta yok. Baştan sona süper bir kurgu olmuş.

İçerik açısından bu kadar farklı ama bir o kadar da tehlikeli bir konu ancak bu kadar güzel ele alınabilirdi. Sonuçta ilk sayfalarda başlayan körlük salgını kitap boyu devam ediyor, değişen bir durum, çok farklı bir olay ya da bir iniş çıkış yokken yine de bu kadar akıcı olması bu eseri oldukça farklılaştırıyor. Ayrıca okunan herşeyi yaşamış gibi olmak bir an kör olduğunu düşünmek kendini ve etrafındakileri o halkın içinde hayal etmek ve de yaşanılan açlığı, pisliği, kötü kokuları gerçekten varmış gibi hissetmek de bir kitabın yaşatabileceği nadir duygulardır.

Kitabın özüne bakılınca; insan birbirinden farklı bir çok mesaj alabiliyor kitaptan. Bir kere herşeyden önce insanın yaşadığı hayat ve sahip olduğu şeylerin ne kadar değerli olduğunu, farkına dahi varmadığı mükemmellikleri taşıdığı ve onları kaybederse hayatında nasıl felaketlerin olabileceği görülebiliyor. Bu nedenle yaşanılan her an, sahip olunan herşey çok değerli ve bunların için her zaman şükredilmelidir. Bunun yanında insanoğlunun gerekirse insanlığından çıkıp nasıl bir zombiye dönüşebileceği, içinde gerekli durumlarda ortaya çıkabilecek insandışı potansiyeli görmek de mümkün oluyor.

Sonuç olarak insana iyi ki okumuşum iyi ki kitaplığımda yer aldı dedirten bana göre herşeyi ile çok iyi gerçek bir eser...

Emre başatlı, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

o dört buçuk yaşın tertemiz, güçlü, coşkulu ve henüz cesareti kırılmamış bir hayal gücü gerekli, yaşamın bize el sürmekten henüz çekindiği, ne sorumluluk ne de suç yüklemeyi göze aldığı o yaşlarda, dünyanın bizden hiçbir şey beklemediği ve bizim görmemize, duymamıza, gülmemize, hayranlık duymamıza ve düşler kurmamıza izin verdiği o yıllarda...

Buddenbrooklar, Thomas MannBuddenbrooklar, Thomas Mann
Tuba Korkmaz, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Daha öncesinde hayatınızda bir şeyin eksik olduğunun farkında olun ya da olmayın, istediğiniz kişiyle tanıştığınızda o farkındalığa erişirsiniz. Psikanalizin bu aşk hikayesine katacağı fikir ise şudur:Aşık olduğunuz insan aslında rüyalarınızın erkeği ya da kadınıdır;daha tanışmadan önce onu hayal etmişsinizdir. O kişiyi o denli net bir biçimde ayırt edebilmenizin sebebi onu bir anlamda zaten tanıyor olmanızdır:onu bunca zamandır beklemiş olduğunuz için ezelden beri tanıyormuşsunuz gibi gelir, ama aynı zamanda size gayet yabancıdır. Tanıdık yabancı kişilerdir onlar.

Kaçırdıklarımız, Adam Phillips (Sayfa 24 - Metis Yayınları)Kaçırdıklarımız, Adam Phillips (Sayfa 24 - Metis Yayınları)