Beyza Özcan, Saatler, Ruhlar Ve Kediler'i inceledi.
19 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bazı kitap isimleri okuma merakı oluşturuyor insanda. "Saatler, Ruhlar ve Kediler" bunlardan biri. Beşir Ayvazoğlu'nu da bu kitapla tanımış oldum.
Esasen bu tarzda bir kitap ilk kez okudum. Namık Kemal'in babası ve oğluyla tuhaf ilişkisini, Mehmed Akif'ın oğullarının dramını, Paris'ten dönerken parası bittiği için Venedik'te bir otelde mahsur kalan Ahmet Haşim'in nasıl bir panik yaşadığını vb. konuları ilk kez bir arada okuduğum bir kitap.
İnsan, şairleri ve ailelerini daha farklı tahayyül ediyor bu yüzden beni şaşkınlığa düşüren bir kitap oldu aslında.
Birçok yazarın, hayal bile edemedigim hayat hikayeleriyle karşılaştım.
Edebiyat tarihinin arka odalarında neler olup bittiğini merak eden okuyuculara tavsiyemdir :)

Başkası üzerine hayal kuruyorsun
Sonra hayal kırıklıkların yüreğine batıyor.

Orhan Minaz, Başlangıç'ı inceledi.
43 dk. · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

Davinci Şifresi ile serüvene başlayan karakterimiz Robert Langdon maalesef ki gün geçtikçe, her yeni kitapta simgebilim uzmanlığından ziyade sıradan zeki insan profili ile karşımıza çıkıyor. Davinci Şifresi ve Melekler & Şeytanlar kitaplarındaki simgeler ile ilgili şaşırtıcı çıkarımları artık çok fazla göremiyoruz Dan Brown kitaplarında. İspanyanın Katedralleri, Kiliseleri kısaca tarihi yerleri hakkındaki biraz fazla uzatılmış ama merak cezbeden açıklamalar güzeldi. Konuyu desteklemek adına çok geniş bir araştırma yapıldığı çok belli ve saygıya değer. Koca bir Ama; sevenlerini kızdırmak istemem ancak detopik hikayelere, senaryolara aşina olan biri kitabın sonunu; iki sayfayı (spoiler olmasın diye yazmıyorum) okuyunca tahmin edebiliyor. Ben açıkçası "Kesin böyledir" diye düşünerek romanı okuduğum ve haklı çıktığım için inanılmaz bir hayal kırıklığı yaşadım. Fakat yine de Dan Brown'ın bütün romanlarını okumuş biri olarak bu kitabın da okunması saklanması kanaatindeyim.

Özlem Ersoylu, bir alıntı ekledi.
47 dk. · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Beni hayal kırıklığına uğratan, benden başkası değil..”

Dönüşüm, Franz KafkaDönüşüm, Franz Kafka

"Bilmek her şeyin sonu olur. Çekici olan bilememektir. Sis her şeye harika bir güzellik katar."
"Ya da insana yolunu şaşırtır."
"Bütün yolların sonu aynı noktaya çıkar,
"Ya o nedir?"
"Hayal kırıklığı."

Dorian Gray'in Portresi, Oscar WildeDorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde
tayfun dokuzkardeş, Küçük Prens'i inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Küçük yaşta okumayı tercih ederdim ne yazık yetişkin halimle okudum ve hayal dünyamın küçük bir çocuğa göre kısıtlı olması sebebiyle kitapta bahsedildi gibi sadece harfler sayılar olarak görebildiğim bir kitap. yetişkinlere oldukça iyi göndermeler yapılıyor en önemlisi yürekleri ile göremediklerinden bahsediliyor. büyüklere hitaben yazılmış bir kitap ama küçüklerin de geniş hayal dünyası ile kesinlikle okumalarını isterim. büyüdüklerinde bir daha okurlar daha iyi anlarlar ve nasıl bir izlenim bıraktığını iki zamanda da görerek çok daha iyi anlayabilir kitabı.

Buket Tımaç, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

"İnsan görmekle bile bazı şeylerin ağırlığına dayanabilir,avunabilir,hayal kurmağa devam edebilir. Sen anlamazsın tabii.Anlamak için,insanın bazı eksik yönleri olmalı."

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay (Sayfa 140)Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay (Sayfa 140)

Kant’ın belirtiği gibi bizi hala şaşırtan bu “ışıklı Gökkubbe” şimdi hüzün deryasına dönmektedir. En çok neyi beklediysek, en büyük yanılgımız o oldu. Hayal ve mekan arasındaki zıtlık doğalında hazın, mutluluğun, beklentinin ve sonun hüsrani yaratı. Bunun için anın bilincinde olmak yaşamın anlamını yakalamktır. Onun için üzerimizdeki Gökkubbenin bir yere gittiği yok ama biz neredeyiz?

Sarya, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

N'eylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

Otuz Beş Yaş, Cahit Sıtkı Tarancı (Sayfa 202 - Can Yayınları/ 15. Basım)Otuz Beş Yaş, Cahit Sıtkı Tarancı (Sayfa 202 - Can Yayınları/ 15. Basım)