Büyümeyi Reddeden Çocuk
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 111. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:27
Çocuklar her daim hayaller kurar ve gerçek hayatta göremeyeceğimiz mucizelerin varlığına inanırlar; bu, onlar için nefes almak kadar kolay ve gerekli bir eylemdir. İşte Hiçbiryer de bu şekilde doğmuştur; çocukların sonsuz hayal güçlerinin yaratıcı tezahüründen. Ve yalnızca küçükken rüyalarımızda ziyaret edebildiğimiz bu büyülü adada hiç büyümeyen bir çocuk yaşamaktadır. Peter Pan bir gün yetişkin olacağı kaderini reddeder ve henüz daha bir bebekken odasının penceresinden uçup gider. Hiçbiryer'de yaşayan Peter, başka çocukları da adasına getirerek orada onlara sonsuz bir macera ve oyun vaat eder. Tıpkı o malum gecede Wendy ve kardeşlerine yaptığı gibi. Bu masal, pek çok farklı film ve tiyatro uyarlaması ve sayısız retelling'i ile aslında ortaya çıktığı andan itibaren hepimizin çocukluğunun da bir parçası hâline gelmiştir. Nitekim ben de Peter Pan'ın büyülü hikâyesiyle birlikte büyüdüm. Bazıları daima çocuk olarak kalan bu oğlanı ve onun öyküsünü özgürlükle ilişkilendirirken, diğerleri sonsuz gençlik ya da çocukluğun masumiyeti olarak görüyor. Fakat bana kalırsa bu masal en çok çocukların aşırılığı, iyiyi ve kötüyü tam olarak kavrayamayışı ve bencilliğini vurguluyordu. Mesela Peter'i örnek olarak alalım; bu haylaz oğlan hikâye boyunca bize yanlış gelen pek çok eylemde bulundu. Yine de eğer ona "Bunu neden yaptın?" diye soracak olsaydık, herhangi bir art niyet taşımadığını görürdük. O, eylemlerinin sonuçlarını düşünmeden harekete geçiyor. Yaptığı herhangi bir şeyin kötü olduğunun bilincinde değil ve belki de en kötüsü, kendi duyguları dışında diğer herkesin hislerine kör olması. Bu da ister istemez onu korkutucu bir figür hâline getiriyor. Fark ettiğiniz üzere Peter, hikâye boyunca daimi bir unutkanlık hâlinde. Çevresindeki her şey ve herkes onun için geçiciyken,
1000Kitap
Peter PanJ. M. Barrie · Bilgi Toplumu Yayınları · 20169,3bin okunma
Bayıldım
8/10
··
Beğendi
Anlatım dili, seçtiği kelimeler, detaylar yazarın kalitesini belli eden bir kitap okumayalı biraz zaman geçmişti. Yazar bir psikoloji profesörü ve bunu yazdığı her satırda belli ediyor, kendi branşını yansıtabileceği o kadar yerinde bir konu seçmiş ki okur olarak bir emotion reader, bir istatikçi ve karakter analistlerini okumaktan onların gözlemlerini dinlemekten çok zevk aldım. Ben zaten bu tarz seri katilin analiz edildiği kitapları çok severim ama yazarın izi bu kitapta gerçekten çok belirgin herhangi bir seri katil hikayesi vermiyor size, aynı zamanda adeta ders niteliğinde davranış analizleri de anlatıyor, böylece baş karakterle birlikte siz de öğreniyorsunuz. Kitabın bildiğim kadarıyla çevirisi yok, yazarın dili basit değildi bence ingilizce okuma için. Spoiler içerir! Ayrıca kitabın biraz klişeye kaçan annesini öldürüp sonra hızını alamayıp bu hikayeyi kızının da üstünden sürdürme kısmını fark ettiğimde açıkçası biraz hayal kırıklığına uğramıştım çünkü yukarıda da bahsettiğim gibi yazar beni çok heyecanlandırdı. Bu noktadan o kadar güzel bi dönüş yapıp hem okuru şaşırttı hem hikayeyi yükseltti ki gerçekten şaşkınlıkla okudum. Bu tarz polisiyelerin olayı zaten biraz katili tahmin edememenizdir bunda da edemiyorsunuz ama gidip de bunu örneğin günümüz popüler yazarlarından Freida McFadden gibi ucuz bir yerden sadece bizi şaşırtmak odaklı yapmayışını beğendim. Ben karakterleri de ayrı ayrı çok sevdim açıkçası, baş karakterle bağlantı kurabildiğinizde zaten anlam kazanıyor hikaye, yazar bizi aptal yerine koymuyor ve baş karakterini de gözlemci, zeki bir karakter seçip onun gözünden anlatıyor. Mesela yine bir klasik olan katille önceden random bir yerde karşılaşma ve konuşmuş olma ama önemsizliğinden baş karakterin tamamen gözden kaçırması hikayesi burada
The NaturalsJennifer Lynn Barnes · Disney-Hyperion · 2013295 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Öğretmen olmak; Hayatlara iz bırakmak..
Puan vermedi·208 syf.··
2026 38. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:14
Öğretmenlik hayatım boyunca yüzlerce öğrencinin hayatına dokunma fırsatı buldum. Kimi zaman bir öğrencinin gözlerindeki heyecana ortak oldum, kimi zaman sessizce yardım bekleyen bakışlarında kendimi buldum. Yıllar içinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri, öğretmenliğin yalnızca ders anlatmak olmadığıydı. Doğan Cüceloğlu’nun Öğretmen Olmak kitabını okurken de bu düşüncemin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha hissettim. Kitabın ilk sayfalarından itibaren kendimden izler buldum. Mesleğe yeni başladığım yıllar aklıma geldi. Elimde ders planları, zihnimde büyük idealler vardı. Her şeyi eksiksiz yaparsam iyi bir öğretmen olacağıma inanıyordum. Ancak zamanla fark ettim ki öğrencilerimin yıllar sonra hatırladığı şey anlattığım konular değil; onlara nasıl hissettirdiğim, onları ne kadar anladığım ve değer verdiğimdi. Cüceloğlu’nun satırları da tam olarak bu gerçeği hatırlatıyordu. Kitabı okurken yıllar önceki bir öğrencim gözümün önüne geldi. Derslerde pek konuşmayan, çoğu zaman arka sıralarda oturan bir öğrenciydi. Akademik başarısı çok yüksek değildi ama bir gün teneffüste yanıma gelip sadece kendisini dinlediğim için teşekkür etmişti. O gün bunun ne kadar önemli olduğunu tam olarak anlayamamıştım. Bugün dönüp baktığımda, öğretmenliğin bazen bir konuyu öğretmekten çok bir çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlamak olduğunu görüyorum. Doğan Cüceloğlu da kitabında bu insani bağı öylesine samimi bir şekilde anlatıyor ki, okurken kendi öğrencilerinizle yaşadığınız anılar bir bir zihninizde canlanıyor. Kitabın beni en çok etkileyen yönlerinden biri, öğretmenin önce kendisini tanıması gerektiği düşüncesiydi. Çünkü sınıfa yalnızca bilgilerimizle değil; kişiliğimizle, değerlerimizle ve hayata bakışımızla giriyoruz. Bir öğrencinin özgüven kazanmasında, hayal kurmasında ya
Öğretmen OlmakDoğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20138,5bin okunma
1/10
·296 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
Kitap ilk 100 sayfaya kadar dikkatimi çekti ama sonrası benim için hayal kırıklığıydı. Hem anlatılan hikaye gerçeklikten çok uzaktı hem de normalleştirilmeye çalışılan hatta yer yer övülen olay, normalleştirilmesine karşı olduğum bir konuydu. İlk kez bir kitap hakkında net bir şekilde ben beğenmedim diyorum sanırım. Hakkını vereyim doğa konusunda güzel tespitleri vardı.
DönüşAyşe Kulin · Remzi Kitabevi · 20138,2bin okunma
Puan vermedi·517 syf.·
2023 45. kitabı
Martin Eden, ilk başta sadece bir başarı hikâyesi gibi görünse de okudukça daha farklı konulara değindiğini fark ettim. Kitabın merkezinde, denizci olan Martin'in Ruth'a duyduğu aşk sayesinde kendini geliştirme çabası var. Martin'in sürekli okuyup öğrenmeye çalışması beni etkiledi. Açıkçası ben olsam bu kadar zorluk karşısında aynı sabrı gösterebilir miydim emin değilim. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey insanların Martin'e karşı davranışlarının zamanla değişmesiydi. Başarılı olmadan önce ona pek değer vermeyen insanların, ünlü bir yazar olduktan sonra ona ilgi göstermeye başlaması bana düşündürücü geldi. Bu kısmı okurken insanların bazen birinin nasıl biri olduğuna değil de ne kadar tanındığına ve toplumdaki yerine göre değer verdiğini düşündüm. Sınıf farklılıkları da kitapta önemli bir yer tutuyor. Martin başlarda Ruth'un yaşadığı çevreye hayranlık duyuyor ve o dünyanın bir parçası olmak istiyor. Fakat zamanla o çevrenin düşündüğü kadar kusursuz olmadığını görüyor. Bence kitabın en dikkat çekici yanlarından biri buydu. Çünkü Martin değiştikçe olaylara ve insanlara bakışı da değişiyor. Ben en çok Martin'in yaşadığı iç çatışmalardan etkilendim. Uzun süre hayalini kurduğu başarıya ulaştığında bile tam anlamıyla mutlu olamaması beni şaşırttı. Kitabın sonlarına doğru onun yaşadığı hayal kırıklığını hissedebildim. Bazı kararlarına katıldım, bazılarına ise katılmadım ama karakterin yaşadıkları bana gerçekçi geldi. Ruth karakterine ise zaman zaman sinirlendim. Martin'i sevmesine rağmen onu olduğu gibi kabul etmek yerine değiştirmeye çalıştığını düşündüm. Bu yüzden ilişkilerinde bazı sorunların çıkması bana çok şaşırtıcı gelmedi. Jack London'ın anlatımını genel olarak akıcı buldum. Bazı bölümlerde düşüncelere fazla yer verilmesi nedeniyle okuması biraz yavaş ilerledi ama bu
Roman-Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Ben Olmanın Tehlikeli Provası
Puan vermedi·479 syf.··
2026 42. kitabı
Hikmet Benol, evliliğin düzenli mezarlığından çıkıp gecekondunun yamuk duvarlarına sığınır; yanında Albay Hüsamettin Tambay, zihninde bitmeyen müsamereler, yarım kalmış cümleler, gecikmiş kahramanlıklar vardır. Sevgi geride kalmış bir hayatın soluk perdesi gibi durur, Bilge ise ulaşılmak istenen ama dokunulunca buharlaşacak bir anlam ihtimali. Hikmet yaşamak yerine prova yapar; fakat sahne de kendisidir, seyirci de, alkışlamayan kalabalık da. Bu anlatıda delilik, aklın bozulmuş hâli değil; fazla çalışan bir zekânın kendi kablolarına dolanmasıdır. Hikmet’in zihni bir oda değil, duvarları sürekli yer değiştiren bir ev. Bir kapıdan giriyorsun çocukluk çıkıyor, ötekinden aşağılanma, üçüncüsünden kahraman olamamış erkekliğin paslı miğferi. Oyun dediği şey eğlence değil aslında; hayatın ciddiyetine dayanamayınca kurulan acil çıkış tüneli. Ama bazı tüneller kurtarmaz insanı, daha içerilere taşır. Oğuz Atay burada insanın iç konuşmasını düz bir nehir gibi akıtmaz; parçalayıp önümüze cam kırığı halinde saçar. Cümleler bazen yürür, bazen tökezler, bazen de kendi ayağına çelme takıp gülmeye başlar. Çünkü Hikmet’in trajedisi ağlamaklı değildir, daha fena: komiktir. İnsan kendini büyük bir dramın başrolü sanırken, hayatın onu kötü yazılmış bir skeçte figüran yapması kadar acımasız bir şey yok. Bu yüzden kahkaha ile çöküş aynı bardaktan içer burada. Tehlike, oynanan rollerin sahte olmasında değil; bir süre sonra maskenin yüzden daha gerçek görünmesinde. Hikmet kendini anlatmaya çalıştıkça çoğalır, çoğaldıkça da merkezini kaybeder. Albay bazen dost, bazen iç mahkeme, bazen de zihnin üniformalı yankısı gibi konuşur. Her şey biraz tiyatro, biraz mahkeme, biraz çocuk oyunu, biraz intihar provasıdır. Geriye şu ürpertici soru kalır: İnsan gerçekten yaşayamadığı hayatı hayal ederek mi
Alıntı
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma