Sefa becerikli

Sefa becerikli
@Sefabecerikli
Öğrenci
Ankara
Ankara
15 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Ağlatma
"Gün batıyor." diye yazıyor adam. Onu henüz o günün sabahı -nedenini gizli tutup geçerli bir sebebi olduğunu söyleyerek- terk eden kadına. Adam kadının geceyi sevdiğini hatırlıyor. Sabahları geç kalkıp geceyi yaşadığını... Kadın da adamın sabahı, günü sevdiğini hatırlıyor. Sabahları erken kalkıp güneşin doğuşunu izlemeyi sevdiğini, bu yüzden de erken yattığını... Sonra "Evet." diye cevap veriyor kadın adama. "Artık benim zaman dilimim giriyor devreye." Adam da: "Ve ben ölüyorum. Nedenini söylemeden çekip giden gece ama ölen gün... Gece de kahroluyordur elbet. Ama gün ölürken geceyi göremiyor. Bu yüzden geceden söylemesini istiyor kendisini öldüren şeyi. Gecenin çekip gitmesinin sebebini... Ama gece söylemiyor, belki de söyleyemiyor. Günün ölüşünü seyrediyor yalnızca. Ve gün ölürken gecenin kollarında, gökyüzü kırmızıya bürünüyor. Kanın ve acının; şarabın ve aşkın rengine. Ama gün yeniden doğacak gecenin kollarında. Gece ise çoktan tükenmiş. Yorgun ve bitkin... Yine kızıla bürünecek gökyüzü ama bu rengin anlamını seçmekte özgür gece. Aşk mı acı mı?" "İkisi de aynı şey." diye yazıyor kadın. Tek cümle. "Yoksa yalnızca gün batımında buluşmak mı?" diye devam ediyor adam. Sözünün arasına kadının yazdığı cümlenin girdiğini fark etmeden... "Gün çok neşeli görünüyor. İçinde hep kuşlar kelebekler uçuşuyor. Ama içi hep bi eksik. Hep bi boş. Bulutlar ile gizlemeye çalışsa da... Gece ise çok kederli görünüyor. Karanlık, içine kapanık, mutsuz... Ama içinde henüz insanların sayamayacağı kadar yıldız var. Hep içine attığı acılarından mı bu? Çekip gitmelerinin sebeplerini anlatmamaktan mı? Yoksa mutluluk kırıntıları mı bunlar? Öyleyse eğer, bu geceyi günden daha mutlu yapmaz mı?" "Ağlatma." Kadının yazdığı hep tek cümle.. Bu sefer tek kelime... Çok soğukkanlı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İNSAN'IM
İnsanlardan uzaklaşınca, kendine yaklaşıyor insan. Koparılmış papatyaların, sahilleri süsleyen yaprakları kadar kendimim aslında. Herhangi bir bedene ihtiyaç duymadan, uçurumlara saçılmış organlar kadar insanım. İnsanım ben.. kırgınlıkları gökyüzü kadar sonsuz, hayal kırıkları bulutlara sığmayacak kadar çok, ürkek ve naif bir insan. 24 saatlik ömrüne, galaksiler dolusu acıyı sığdırmış kelebek kadar umutlu. Peşinden koşulan otobüsler, sigara paketi unutulan banklar. Umutlarını çürüten, en ücra sokaklarda mendil satan çocuklar da benim. Sonra radyo da sevdiğin şarkı çalıyor, sonra hafif bir yağmur. Maneviyatı odak noktasına koymuş, hayat felsefesi gece olan bir insanım. Mutlulukları su kadar saydam, mutsuzlukları gece kadar derin bir insan. Yosun tutmuş kaldırımlar da çocukluğunu arayan, uçsuz bucaksız sahiller de sigara izmariti ezen evsiz de benim.. "Bir papatya konuşurur durur, şurda, ağzımın kenarında."
Bir Yağmurumuz Olamadı
Caddenin sonuna yaklaştık. Sigara paketini avcuma bıraktı. Çakmağı da uzattı. “sen çıkmaz sokaklardan çıkacak kadar cesur değilsin” sustu. Ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Sesi zehir gibi acıydı. Yutkundu. İnce ve kısa parmakları yüzüme yaklaştı. Tenime dokundu. Başını hafifçe sola eğdi, gözleri doldu. Dudaklarımı okşadı “çok sevdiğin kadınlar olsun hayatında, sen güzel seversin”. Onlarca yazımı okumuştu. Hepsinin başka kadınlara yazıldığını bildiği halde, en sevdiği cümleleri seçer, altını çizerdi. Birlikte imla hatalarını düzeltirdik. Boş zamanlarımızda, kordonda çimenlere uzanır, sigaramızı paylaşır, geleceğe dair, bütün hayallerimizi kurgular, detayları konusunda tartışırdık. Benim dediğim olurdu sonunda. Sığındığı limanın bir tuğlasını bile kırmaktan çekinirdi. Titizdi. Bir karışını bilmediği İstanbul’dan en az benim kadar nefret ederdi. Ne zaman İstanbul’dan bahsetsem, hem hayretle dinler hem de ufacık gözlerinin içindeki hayat dolu bakışlarına gölge düşerdi. Zannediyorum, korkuyordu. Sevememiştim, kendime ilk kez bu kadar öfkelendim. Yüzünde huzura dair onlarca tomurcuk vardı, ben hepsini görmezden gelmiştim. Aynı sokakta değildik, olamadık. Benim çıkmaz sokaklarımda dolandı, geç geleceğimi bildiği halde tren garlarına erkenden koştu. En sevdiğim parçaları sevdi, en sevdiğim şehirleri haritalardan ezberlerdi. Pürüzlü gülüşlerinin bir yanına hep beni katmıştı. Bense bir yağmuru ona çok görmüştüm. Yutkunamadım. Pişman oldum. Adımlarım birbirine dolandı. Islak kiremitler kurudu, telefon kulübelerinin kirli camlarını onlarca yağmur yıkayıp geçti. Bir yağmurumuz olamadı..
6/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2017 00:00
Benim için pahabiçilmez bir insansın Amy Winehouse. Karakterin, özgünlüğün, cesaretin ve o beni her seferinde yerle yeksan eden büyüleyici sesin... Umarım senin gibi kendim olabildiğim bir hayat yaşarım. İnsanlar ne der, ne düşünür demeden, gerçek beni en derinlerime kadar hissederim. Şimdilik siyaha geri dönüyorum..
Kızım AmyMitch Winehouse · Pegasus Yayınları · 2013204 okunma