Herşeyden zordur , acının kelimelerle ifade edilmesi . Sevda gibi , yalnızlık gibi , ayrılık gibi , acı da , ifadesizlikle sonuçlanır çoğu zaman . İçimizde hissettiğimiz bir yanmadır da , kaybedilen bir sevginin ardından iki damla gözyaşı oluverir apansız . Neden aktığı anlaşılmayan . Bazen haykırmak istediklerimiz , yaşamak istediklerimiz kadardır . Ne haykırabilir , ne de yaşayabiliriz . Umarsız , telaşsız yarını bugüne gömen bir yaşayamayış , denize ulaşamayan bir nehir acısıyla dolanır içimizde . İşte böyle hüzün dolu , işte böyle yarım bir şey yaşamak.. Bazen bir şarkının ilk notasında , bize ait olmayan bir gülüşte , yapayalnız yürüdüğümüz karanlıkta , döneriz hep başladığımız noktaya . Çalan her telefon beklenenden gelmez . Ama beklenir . Yaşam istediğimizi vermez . Ama beklendiği gibi olmasada yaşanır . Nice fırtınalardan sığındığımız liman , hem çok yakınımızda , hem de deniz fenerini göremeyecek kadar uzağımızdadır bazen . Kim bilir belki bir şiir olur , gözlerine bakamadığımız sihirli bir sevdanın.. Ya da dünyayı çiçek bahçesine çevirecek güçte 'çocuk yüreğine' sahip bakıştır beklenen..
Aslında ne söylenir ne yazılır . Oysa en karanlık anında bile yaşam kavgamızın , Umut hiç yaşlanmaz Hep yaşanır . Düşlerin parlayıp söndüğü yerde , buluşmak seninle bir akşam üstü . Gözlerin bir çığlık bir yaralı haykırış , gözlerin çok uzaktan geçen bir gemi . Ellerin bir martı , telaşlı ve ürkek , ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken...