"Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde/ Hakk'ın yarattığı her şey yerli yerinde/ Bizim nazarımızda kadın erkek farkı yok/ Noksanlıkla eksiklik, senin görüşlerinde..."
Hace Bektaş Veli
"Ayn-el yakin" şahit olma ile bilme deneyimidir. İnsan-insan ilişkisidir. Kendine çekidüzen verebilmek için bir ayna, bir dost, bir yoldaş bulmaktır. Ancak neye şahit olunacağı ve nasıl bir halin ayna olarak kabul edileceği son derece kritik bir konudur.
Bildiklerini yaşamına katamadıktan sonra âlim dahi olunsa, Mevlana'nın örneklediği gibi, nefs ancak "sırtına kütüphane yüklenmiş bir eşek gibi olur. O kütüphaneyi sırtına yüklemekle eşek nasıl bilge olamazsa, bilgileri sadece akli düzlemde öğrenmekle de beşer insan olamaz. O bilgilerin "aşk ateşi"nde pişerek hücrelerine kadar işlemesi gerekir.
Cinsel organların içsel karşılığı "şehvet"tir. Şehvet ise, sadece cinsellikle ilgili değildir. Şehvetin kök anlamı "haddini aşan ve aşırıya kaçan her türlü arzu, istek ve yönelim'dir. Örneğin, normal yaşam şartları sağlanmışken daha fazlasını istemek, şehvettir. Veya iyi bir kazanca sahipken bunu artırmak için sürekli koşturmak, şehvettir. Bunun gibi, gösteriş ve lüks ihtiyacı da şehvettir. İnsanlar tarafından çekici bulunma ihtiyacı, tanınma ihtiyacı, güç ihtiyacı, aşırı yeme ihtiyacı, sürekli haz peşinde koşma ihtiyacı, sürekli farklı yerlere seyahat etme ihtiyacı vb. tüm aşırı ihtiyaçlar, şehvettir. Ve bu ihtiyaçlar (şehvet) insan bünyesinde nedensiz oluşmaz. Mutlaka "içsel bir eksikliğin karşılığında" oluşur. Bunlar aslen, sahibinin o eksikliği kapamak üzere sarıldığı oyalanmalardır.
Midenin sürekli çalışması nedeniyle beyin fonksiyonları da sekteye uğrar. Zihin, sürekli besin alan midenin etkileriyle her daim hareketli, gergin ve bulanık halde kalır. Hele ki bu besinler denge bozucu nitelikte besinlerse, duygusal iniş-çıkışlar ve psikolojik dengesizlikler de artar. İçsel sıkıntı da bunlara bağlı olarak derinleşmeye devam eder. Düşünme, odaklanabilme ve doğru karar verebilme yetileri azalır. Zihnini, duygularını ve varlığını dengelemek, anlayışını derinleştirmek, farkındalığını yükseltmek ve ruhunu huzura kavuşturmak isteyen bir insanın, midesini sürekli taciz etmeyi bırakması gerekir.