Cinsel organların içsel karşılığı "şehvet"tir. Şehvet ise, sadece cinsellikle ilgili değildir. Şehvetin kök anlamı "haddini aşan ve aşırıya kaçan her türlü arzu, istek ve yönelim'dir. Örneğin, normal yaşam şartları sağlanmışken daha fazlasını istemek, şehvettir. Veya iyi bir kazanca sahipken bunu artırmak için sürekli koşturmak, şehvettir. Bunun gibi, gösteriş ve lüks ihtiyacı da şehvettir. İnsanlar tarafından çekici bulunma ihtiyacı, tanınma ihtiyacı, güç ihtiyacı, aşırı yeme ihtiyacı, sürekli haz peşinde koşma ihtiyacı, sürekli farklı yerlere seyahat etme ihtiyacı vb. tüm aşırı ihtiyaçlar, şehvettir. Ve bu ihtiyaçlar (şehvet) insan bünyesinde nedensiz oluşmaz. Mutlaka "içsel bir eksikliğin karşılığında" oluşur. Bunlar aslen, sahibinin o eksikliği kapamak üzere sarıldığı oyalanmalardır.
Midenin sürekli çalışması nedeniyle beyin fonksiyonları da sekteye uğrar. Zihin, sürekli besin alan midenin etkileriyle her daim hareketli, gergin ve bulanık halde kalır. Hele ki bu besinler denge bozucu nitelikte besinlerse, duygusal iniş-çıkışlar ve psikolojik dengesizlikler de artar. İçsel sıkıntı da bunlara bağlı olarak derinleşmeye devam eder. Düşünme, odaklanabilme ve doğru karar verebilme yetileri azalır. Zihnini, duygularını ve varlığını dengelemek, anlayışını derinleştirmek, farkındalığını yükseltmek ve ruhunu huzura kavuşturmak isteyen bir insanın, midesini sürekli taciz etmeyi bırakması gerekir.
Sosyal yaşamdan duygusal ilişkilere, iş yaşamından aile ilişkilerine kadar Nefs-i Emmare'nin tohumları hep benzer neticeler verir: Sıkıntılarla... Örneğin, Nefs-i Emmare'de olan beşer duygusal ilişkilerinde hep aynı hırslar nedeniyle aynı tip sıkıntıları yaşar. İdeal insanı ararken, kendisinin aslında bir başkası için ideal bir insan olmaktan ne kadar uzak olduğunun farkına dahi varamaz. Bu nedenle de hep "kendisi doğru ama karşısına çıkanlar yanlış insanlarmış" zannıyla dolaşır.
"Ahiret" kavramı ise, kök manası üzerinden açıldığında "sonrası, sonucu" anlamına gelir. Yani ahiret, daha bu dünyadayken yaşanmaya başlanır, onun için ölümün gelmesi beklenmez. Bugün dünün ahiretidir ve bugün yaşananlar dün ekilen tohumların ( ameller ) ahiretinde oluşan sonuçlarıdır.