Dünya üzerinde 7.5 milyara yakın insan var. Bu sayıdan çok daha fazlası geçmişte vardı ve gelecekte kim bilir ne kadar insan yaşayacak...Bu denli insanı düşündüğümüzde hepsinin ne kadar farklı olduğu fikri beliriyor zihnimizde. Ama zihinde beliren daha çok görüntü farklılıkları. Peki farklılık denilince dil farklılığı aklınıza geliyor mu?
Farklı ülkelere ya da etnik gruplara baktığımızda aynı duygu ve düşünceleri hissetseler bile farklı şekillerde dile getirdiklerini görürüz. Aynı dili konuşsalar dahi kullanılan lehçe, şive ya da ağızların farklı olduğunu hatta en özelde kelime seçimleri, cümleyi kuruş biçimleri, ses tonu dahi dili kullanış şeklinin her bireyde çeşitlilik arz ettiğini bize gösterir. Bu konu ile ilgili Kur'an-ı Kerim'de Allah Teala şöyle buyurmuştur: "O'nun kanıtlarından biri de gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. Kuşkusuz bunda bilenler için ibretler vardır."(Rum Suresi ayet 22)
İmanın ilk şartı kelime-i şehadet getirmektir. Bunu dil ile ikrar etmenin yanında kalp ile de tasdik etmek gerekir. Zira bilinir ki munafıklar da iman ettiklerini söylerlerdi. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında bize "Şüphesiz sizinle beraberiz, biz onlarla yalnızca alay ediyoruz" derlerdi(Bakara Suresi ayet 14). Müslümanlar ise yalan söylemez, verdikleri sözü tutarlardı. Çünkü müslüman; elinden, belinden, "dil"inden emin olunandı.(H.Ş.)Dilinden kötü söz çıkmaz, başkasına iftira etmezdi. Bir dedikodu ortamı görünce onları uyarır, kendisi o ortamlarda bulunmamaya dikkat ederdi. Tatlı dilli olur, annesine babasına bir "öf" bile demezdi. Bir haksızlık görürse onu eliyle değiştirir, şayet eliyle değiştiremezse "dil"iyle değiştirir ona da gücü yetmezse kalbiyle buğz ederdi.(H.Ş). Müslüman, nefsine hoş gözüken ama Allah Teala'nın razı olmadığı