“Onu sevmiyordun.Bir nebze bile sevmiyordun…Yalnız,bu … her ne olursa olsun …bir saniye sana zaaf gösteren …gururunu okşayan hiçbir şeyin karşısında kendini tutmak elinde olamayışından ileri geldi ,evet,heyecanlı ve tecrübesiz zavallı öğretmeni elde ettin.Tıpkı ,makalelerini yazdığın ,konferanslarını verdiğin…konuşmalarını yaptığın gibi.Onları elde eder etmez,canın sıkılmaya başlıyor .Gururun sıkıntıdan esniyor,doymayan gözlerin uzaklarda başka bir şey arıyor ,hiçbir yerde durmasını bilmiyor,hiç doymuyor ve tatmin olmuyorsun .Bu da senin cezan ! Her şeyi gururuna feda ediyorsun ama onun başlıca kölesi ve en büyük kurbanı sensin!Belki daha birçok şöhret ve başarılar elde edeceksin…Aldatılan kadınların zaafıyla elde ettiklerinden daha büyük başarıların da olacak ..Ama seni hiçbiri tatmin etmeyecek,çünkü gururun daima daha ileriye gitmesini…daima fazlasını isteyecek…Çünkü o her şeyi yutuyor…Sonra da çabuk unutuyor,yalnız ne kadar küçük,ne kadar önemsiz olursa olsun her başarısızlığı ,her hakareti daima hatırlıyor.Bir gün nihayet,etrafındaki her şeyi kemirdikten,kırdıktan,kirlettikten ,alçalttıktan,dağıttıktan ve yok ettikten sonra,bu çölün ortasında gururunla karşı karşıya yapayalnız kalacaksın.Artık ona verecek bir şeyin de olmayacak.O zaman kendi kendini yiyeceksin!Ama bunun da sana bir yardımı olmayacak.Çünkü daha iyi parçalara alışmış olan gururun yiyecek olarak seni beğenmeyecek ve fırlatıp atacak!İşte başkalarının gözüne başka türlü görünmene…sen de kendini başka türlü düşünmene rağmen sen böylesin…ve seni çok iyi bilirim “