Kumdaki ayak izleri gibi, geçmişte kalmış bir hayatın üzeri de içimizde yer eder. Bu izleri uyandıran şeyler artık uzakta olsa da izler içimizde kalmaya devam eder. Bizler de her gün kendi içimizde, bilinçsizce böyle izler bırakırız. Ama bunlar bizim düşüncemizi isteğimizi ve inançlarımızı etkiler. Ruhumuzdan gelen izleri silmek yerine, onları hayallerimizde, özlemlerimizi de ve bilinçsiz isteklerimize iş işten geçtikten sonra bile canlı tutarız.
Kendi sahnemizde, partnerlerimizi bizim yazdığımız senaryoyu oynamaya teşvik ederiz. Bizi memnun etmese de, aslında içimizden gelmese de, uyuyan bir senaryodur. Bunlar sadece geride bırakmak istemediğimiz geçmişin izleridir.