"Pek çok kişi kaçmaktan korktuğu için cesur zannedilir Oysa gerçek cesaret sahipleri kaçmak için ellerinde fırsat varken korktukları şeyin üzerine gidenlerdir.
Kalbinde ne taşıdığını iyi bilmeli insan . Zira ona verilen hikmeti taşıyacak , o sorumlulukları yüklenecek ve ona hakim olması gerekecektir. Eğer bedelini ödemez ve o hikmetin gereklerini yerine getirmezse o ondan alınır . Her insan bir süreligine bulunduğu yerin emanetçisidir. Bu süre zarfında onu taşıyamaz, ona hükmedemezse ellerinden kayar gider. Hak etmediği hikmeti çalanlar er ya da geç bunun bedelini öderler. Bu nedenle bu hırsızlığı yapanlar Yüce Rabbimin adaletinden kaçamayacaktır.
Zira ölmeden evvel ölenler hakikatte ne batında ölürler ne de zahirde . Başımıza gelen her hal , bir sebeple gelmiştir. Bu nedenle olan neyse hayrımızadır.
İnsan ancak zihnini eğitirse doğru yolu bulabilirdi. Diğer türlü cehaletle yaşar gider, yeryüzündeki cehenneme katkı sağlamaya devam ederdi. Ustelik en kötüsü de buydu. Hiçbir cehennem insanoğlunun kendi eliyle yarattığı cehennemden daha kötü değildi. Yeryüzündeki tüm savaşların, açlığın, talanın, zulmün, acımasızlığın ve kötülüğün esas kaynağı işte bu cehaletti. Cehalet içindeki bir zihni, dini kullanarak bir silah gibi biçimlendirebilirdin. Böyle bir zihin zamanı gelince tek bir sözle, üstelik sevap işlediğine inanarak, yeryüzündeki en büyük kötülükleri yapmaktan asla kaçınmazdı.
İnsanın menzili yokluk olmalı ki çömlekten farkı olsun. Nasıl ki çömleği tutan, dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.