İnsan ve doğa daima iç içe ve birbiriyle bağlantılı bir halde varolmuştur. İnsandaki her halin bir yansıması doğada, doğadaki her durumun bir örneği de insanda karşılık bulmuştur. Bu yazımda ağaç metaforu üzerinden bireyin sosyal ilişkilerde nasıl bir yol ile hangi rollerde hayat bulduğunu anlatacağım. Şimdiden keyifli okumalar dilerim kıymetli okurlar!
Yaşamımız boyunca hayatımıza birçok kişi girer. Bazı insanları ilk gördüğümüzde sanki onlara aşinaymış gibi hissederiz, yabancı gelmezler; bazı insanlar ise ne kadar vakit geçirsek de hep uzak gelirler. Enerji uyuşması, ortak yönler, tesadüf, aura meselesi gibi birçok yorum var fakat benim inandığım ve emin olduğum iki şey var: Aynı ideallere sahip insanlar birbirlerini kilometrelerce öteden tanıyabilir ve insan insanı eksik yanından tanır. Gelin ne demek istediğimİ daha detaylı şekilde inceleyelim.
Evet, aynı ideallere sahip insanlar birbirlerini bakışlarından dahi tanırlar çünkü gözler yüreği yansıtır. Yürekte ne varsa gözlerde onu görürüz; tıpkı ideallerimiz, hayallerimiz, niyetlerimiz ve duygularımız gibi…
Bir diğer konu da eksiklerimizdir. Hangi yönümüz eksik ise hangi yönümüzde yetersizlik hissediyorsak karşı tarafta öncelikli olarak o özelliğe dikkat ederiz. Eksiğimiz neyse bizim eksik yanımızı tamamlayanı buluruz. En yakın arkadaşınızı düşünün, sizde olmayan özellikler onda olduğu için en yakın arkaşınızdır ya da zıt kutuplar birbirini çeker teorisine odaklanın. Hem fiziksel ve de metafiziksel anlamda her daim zıt kutuplar birbirini çeker. İnsan zıddıyla terbiye olur, zıddıyla varolduğunun farkına varır.
Gelelim ağaç metaforumuza, nedir bu metafor ve bize neyi anlatır?
Bir ağaç düşünün. Bahsi geçen metafor için ağacı üç ana bölümde inceleyeceğiz. Yapraklar, dallar ve kökler. İncelemeye yapraklardan