Şehrinur ASLAN

Şehrinur ASLAN
@Sehrinur_Asln
Oku-madığın gün karanlıktasın...
15 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Filistin meselesi
Son günlerde ülkemizde meydana gelen olaylardan sonra her yerde “boykot” çağrıları görmeye başladık, ki şuanda boykot çağrısı yapanların çoğu da Filistin için yapılan boykotu gereksiz bulan ve boykotun hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini savunanlardı. Durum böyle olunca ne değişti de hiçbir şeyi etkilemeyen boykotun çağrısını yapar oldunuz diye sorarlar… Asıl meselenin boykot olmadığını, meselenin Filistin olduğunu, Filistin ile ilgili olduğunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dün Filistin için kılını kıpırdatmayanların bugün saçma sapan sloganlar sonucunda “yerli üretim ürünleri” boykot ettiğini ve milleti de bu akıl tutulmasına ortak etmeye çalıştığını gördük. Neden Filistin için “İsrail ve destekçilerinin ürünlerini” boykot etmediniz diye sorduğumuzda “Filistin beni ilgilendirmiyor, benim meselem değil.” “Boykot savaşı durdurmaz.” “Filistin toprak sattı.” ya da “Filistin Osmanlı’ya ihanet etti.” gibi asılsız ve akıl almaz cevaplar alıyoruz. Öncelikle Filistin meselesi başta Müslüman din kardeşlerimize zulmedildiği için biz Mülsümanlar olmak üzere insan olan ve vicdan duygusu taşıyan herkesi ilgilendirir. Çünkü 2 yılda, içinde çocuklar ve sivillerin de olduğu 50 bini aşkın insanın öldürülmesi dünya üzerinde hiçbir yerde normal karşılanamaz. Kısacası Filistin “Ben insanım.” diyen herkesin meselesidir. “Boykot savaşı durdurmaz, boykot işe yaramaz, benim aldığım bir ürünle mi savaş duracak?” diyenlerin ise ıskaladığı şey dava, duruş ve taraf meselesidir. Boykotun savaşı durdurmak gibi büyük sonuçlar getirmeyeceğini elbette herkes biliyor fakat birisi tarafımızı sorduğunda gönül rahatlığıyla “Taraf değil Filistin’in ta kendisiyim” diyebilmeli… Ayrıca bu yolda herkes gücünün yettiğinden mesuldür. Gelelim konunun en apolitik kısmına, bir takım sahte ve kulaktan dolma
Duygu ve Düşünce
Eylül Türk isimli okura yanıt verildi
Şehrinur ASLAN
Eylül Türk Kesinlikle katılıyorum Eylül Hocam. Amin inşallah, Allah razı olsun ✨
Reklam
Filistin meselesi
Son günlerde ülkemizde meydana gelen olaylardan sonra her yerde “boykot” çağrıları görmeye başladık, ki şuanda boykot çağrısı yapanların çoğu da Filistin için yapılan boykotu gereksiz bulan ve boykotun hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini savunanlardı. Durum böyle olunca ne değişti de hiçbir şeyi etkilemeyen boykotun çağrısını yapar oldunuz diye sorarlar… Asıl meselenin boykot olmadığını, meselenin Filistin olduğunu, Filistin ile ilgili olduğunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dün Filistin için kılını kıpırdatmayanların bugün saçma sapan sloganlar sonucunda “yerli üretim ürünleri” boykot ettiğini ve milleti de bu akıl tutulmasına ortak etmeye çalıştığını gördük. Neden Filistin için “İsrail ve destekçilerinin ürünlerini” boykot etmediniz diye sorduğumuzda “Filistin beni ilgilendirmiyor, benim meselem değil.” “Boykot savaşı durdurmaz.” “Filistin toprak sattı.” ya da “Filistin Osmanlı’ya ihanet etti.” gibi asılsız ve akıl almaz cevaplar alıyoruz. Öncelikle Filistin meselesi başta Müslüman din kardeşlerimize zulmedildiği için biz Mülsümanlar olmak üzere insan olan ve vicdan duygusu taşıyan herkesi ilgilendirir. Çünkü 2 yılda, içinde çocuklar ve sivillerin de olduğu 50 bini aşkın insanın öldürülmesi dünya üzerinde hiçbir yerde normal karşılanamaz. Kısacası Filistin “Ben insanım.” diyen herkesin meselesidir. “Boykot savaşı durdurmaz, boykot işe yaramaz, benim aldığım bir ürünle mi savaş duracak?” diyenlerin ise ıskaladığı şey dava, duruş ve taraf meselesidir. Boykotun savaşı durdurmak gibi büyük sonuçlar getirmeyeceğini elbette herkes biliyor fakat birisi tarafımızı sorduğunda gönül rahatlığıyla “Taraf değil Filistin’in ta kendisiyim” diyebilmeli… Ayrıca bu yolda herkes gücünün yettiğinden mesuldür. Gelelim konunun en apolitik kısmına, bir takım sahte ve kulaktan dolma
Duygu ve Düşünce
Eylül Türk isimli okura yanıt verildi
Şehrinur ASLAN
Her kelimenize katılıyorum Eylül Hocam. İsrail elbet bir gün yok olacak. Dileriz ki sonu bizlerin elinden olur. O güne dek İsrail'e de onu destekleyenlere de lanet olsun...
Ağaç Metaforu
İnsan ve doğa daima iç içe ve birbiriyle bağlantılı bir halde varolmuştur. İnsandaki her halin bir yansıması doğada, doğadaki her durumun bir örneği de insanda karşılık bulmuştur. Bu yazımda ağaç metaforu üzerinden bireyin sosyal ilişkilerde nasıl bir yol ile hangi rollerde hayat bulduğunu anlatacağım. Şimdiden keyifli okumalar dilerim kıymetli okurlar! Yaşamımız boyunca hayatımıza birçok kişi girer. Bazı insanları ilk gördüğümüzde sanki onlara aşinaymış gibi hissederiz, yabancı gelmezler; bazı insanlar ise ne kadar vakit geçirsek de hep uzak gelirler. Enerji uyuşması, ortak yönler, tesadüf, aura meselesi gibi birçok yorum var fakat benim inandığım ve emin olduğum iki şey var: Aynı ideallere sahip insanlar birbirlerini kilometrelerce öteden tanıyabilir ve insan insanı eksik yanından tanır. Gelin ne demek istediğimİ daha detaylı şekilde inceleyelim. Evet, aynı ideallere sahip insanlar birbirlerini bakışlarından dahi tanırlar çünkü gözler yüreği yansıtır. Yürekte ne varsa gözlerde onu görürüz; tıpkı ideallerimiz, hayallerimiz, niyetlerimiz ve duygularımız gibi… Bir diğer konu da eksiklerimizdir. Hangi yönümüz eksik ise hangi yönümüzde yetersizlik hissediyorsak karşı tarafta öncelikli olarak o özelliğe dikkat ederiz. Eksiğimiz neyse bizim eksik yanımızı tamamlayanı buluruz. En yakın arkadaşınızı düşünün, sizde olmayan özellikler onda olduğu için en yakın arkaşınızdır ya da zıt kutuplar birbirini çeker teorisine odaklanın. Hem fiziksel ve de metafiziksel anlamda her daim zıt kutuplar birbirini çeker. İnsan zıddıyla terbiye olur, zıddıyla varolduğunun farkına varır. Gelelim ağaç metaforumuza, nedir bu metafor ve bize neyi anlatır? Bir ağaç düşünün. Bahsi geçen metafor için ağacı üç ana bölümde inceleyeceğiz. Yapraklar, dallar ve kökler. İncelemeye yapraklardan
Düşünce
Mutâlî’ isimli okura yanıt verildi
Şehrinur ASLAN
Çok teşekkür ederim hocam kıymetli yorumunuz için, yaşama dair mottolarımı sizden öğrendiklerimle harmanlayıp yazıya döktüm. Beğenmenize ayrıca sevindim:))
Ağaç Metaforu
İnsan ve doğa daima iç içe ve birbiriyle bağlantılı bir halde varolmuştur. İnsandaki her halin bir yansıması doğada, doğadaki her durumun bir örneği de insanda karşılık bulmuştur. Bu yazımda ağaç metaforu üzerinden bireyin sosyal ilişkilerde nasıl bir yol ile hangi rollerde hayat bulduğunu anlatacağım. Şimdiden keyifli okumalar dilerim kıymetli okurlar! Yaşamımız boyunca hayatımıza birçok kişi girer. Bazı insanları ilk gördüğümüzde sanki onlara aşinaymış gibi hissederiz, yabancı gelmezler; bazı insanlar ise ne kadar vakit geçirsek de hep uzak gelirler. Enerji uyuşması, ortak yönler, tesadüf, aura meselesi gibi birçok yorum var fakat benim inandığım ve emin olduğum iki şey var: Aynı ideallere sahip insanlar birbirlerini kilometrelerce öteden tanıyabilir ve insan insanı eksik yanından tanır. Gelin ne demek istediğimİ daha detaylı şekilde inceleyelim. Evet, aynı ideallere sahip insanlar birbirlerini bakışlarından dahi tanırlar çünkü gözler yüreği yansıtır. Yürekte ne varsa gözlerde onu görürüz; tıpkı ideallerimiz, hayallerimiz, niyetlerimiz ve duygularımız gibi… Bir diğer konu da eksiklerimizdir. Hangi yönümüz eksik ise hangi yönümüzde yetersizlik hissediyorsak karşı tarafta öncelikli olarak o özelliğe dikkat ederiz. Eksiğimiz neyse bizim eksik yanımızı tamamlayanı buluruz. En yakın arkadaşınızı düşünün, sizde olmayan özellikler onda olduğu için en yakın arkaşınızdır ya da zıt kutuplar birbirini çeker teorisine odaklanın. Hem fiziksel ve de metafiziksel anlamda her daim zıt kutuplar birbirini çeker. İnsan zıddıyla terbiye olur, zıddıyla varolduğunun farkına varır. Gelelim ağaç metaforumuza, nedir bu metafor ve bize neyi anlatır? Bir ağaç düşünün. Bahsi geçen metafor için ağacı üç ana bölümde inceleyeceğiz. Yapraklar, dallar ve kökler. İncelemeye yapraklardan
Düşünce
Eylül Türk isimli okura yanıt verildi
Şehrinur ASLAN
Çok teşekkür ederim kıymetli hocam, böyle güzel bir açıdan bakabilmek de herkesin yapabileceği bir şey değil. Ben teşekkür ederim güzel ve anlamlı yorumunuz için...
6/10
·206 syf.·
2024 18. kitabı
Kıymetli 1K Okurları! Çok değer verdiğim öğrencim Şehrinur ASLAN ile geçen günlerde Ankara'da buluştuk ve hoş sohbet muhabbet sonrası kendisine okuyp inceleme yapması şartı ile Rezonans Kanunu kitabını hediye ettim:)) Maşallah kitabı bir çırpıda okumuş:)) Lafı fazla uzatmadan kitaba dair incele yazısı ile sizleri baş başa bırakıyorum... ''Yazın dünyasının kıymetli okurları, birçok inceleme yazısı yazdım fakat bu yazımda oldukça farklı bir kitapla geldim karşınıza. Yılın kelimesinin 'manifest' seçilmesi, herkesin her şeyi bir kenara bırakıp evrene mesaj ve iyi enerji yollama çabalarının yanında böylesine somut ve daha gerçekçi bir kitabı yıl bitmeden okumak da oldukça şanslı hissettirdi ve tüm düşüncelerimi bu yazıda toplamak istedim. Uzatmadan incelememize geçelim, şimdiden keyifli okumalar dilerim. Kitabımız Pıerre Franckh'in Rezonans Kanunu. Ayrıntılı bir incelemeden önce kitabımızdan genel hatlarıyla bahsetmek istiyorum. Bir kitabı bitirdikten sonraki ilk dakikada o kitaptan anladığım en net sonucu post-it kağıtlarıyla ilk sayfaya yapıştırırım, Rezonans Kanunu için yazdığım cümle de "Hayatımız boyunca bir kurtarıcı bekleriz fakat o kahraman içimizde uyandırılmayı bekleyen potansiyelimiz ve gerçek kişiliğimizden başkası değildir." olmuş. En genel hâliyle yazarımız bizlere hayatımızda -dahası başka hayatlarda dahi- olan her şeye müdahale edebileceğimi ve bunları sadece tek düşüncemizle gerçekleştirebileceğimizi söylüyor. Bazı bölümlerde yazarın kitaplarını okumuş ve deneyimlerini yazmış insanların mektupları yer alıyor. Özellikle bu kısımları okurken 'Bu kadarı da olamaz!' diyerek hayrete düştüğüm anlar oldu fakat kitabı bitirdikten sonra hepsinin doğruluğuna inandım hatta geçmişte yaşadığım birkaç olayla da bağ kurduğumu söyleyebilirim. Rezonans kelime
Düşünce
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202525,9bin okunma
Şehrinur ASLAN isimli okura yanıt verildi
Şehrinur ASLAN
Mutâlî’ Âmin inşallah hocam, bilcümle:))