Beden üzerindeki her vurgu ister ona sığınma ister ondan kaçış şeklinde olsun,tinsel (ruhsal) olanın tensel olan tarafından işgal edilmesini kolaylaştırmaktan başka bir işlev görememektedir.
Riyazet çağında ince olmak,hem edepli ve nazik davranmaya ,hem de pazarlanan görünümden ziyade tensel ölümlülüğe işaretti.Bugünse ince değil;zayıf olmak kazanılmış özgürlüğün, kendine güvenin ve yüksek statünün ifşasıdır.Bir zamanlar manen hapsolmayı temsil eden bedene sıkışma hicabı da , bugün bedenin ideal ölçüler gereğince sıkılaşma coşkusuna evrilmiştir.
Mental açıdan güçten düşmüş ve tüketim heyecanını kaybetmiş birey, pazarın en arzuladığı modeldir .Bu nedenle beden politikaları sık sık terapi ve motivasyon seanslarıyla pekiştirilir.
İçinde ruhların özgürlük aradığı ve belki de bu nedenle tamamının hapsolduğu kafesin kendisi beden mi yoksa ? Bu çalışmanın en kritik sorusu.
Beden ürettiği mutsuzluktan beslenir.Beğenilenler çemberinin dışında kalmak,modern bireyin başına gelebilecek en korkunç felakettir.Bu nedenle kullanıcısına uyum ve aidiyet ruhunu aşılayan maskeler, kolayca takılıp atılabilir birer kimlik uzantısı olarak işlev görür.Beden yalnızca içinde yaşadığımız ve kendisiyle düşündüğümüz bir dışsallık değil; modern kimliğin de içinde eridiği ve şekil bulduğu öğütücü bir potadır artık.