O gün kapı çalmadı. Kimse gelmedi. Kimsenin geleceği de yoktu zaten. Kar yağıyordu. Kar çok güzel yağıyordu. Bütün hüzün ve kederler, onun sokakları, bahçeleri, evlerin çatılarını örten beyaz örtüsü altında kalıyor, bir tek özlemek, kendine has mevsimlerde açan zamansız, herkesin tanıdığı ama kimsenin bahçesine ekmek istemeyeceği yabanî bir çiçek gibi, o beyaz örtünün içinden başını kaldırıp, "Ben hâlâ burdayım" diyordu. Onun orada, o bembeyaz yokluğun ortalık yerinde olmasının, insana var olduğunu hissettiren, acı ama asil bir tarafı vardı.